Aynı ailede insanlar birbirini nasıl koşullu sever?

“Gelsen eğlenirmişiz, viskiler falan içildi. Öyle bir ortam.”. Bu cümle çok üzdü beni. Biliyorum, garip bir başlangıç oldu. Ben başörtüsünü sancılı bir sürecin sonucunda çıkardım. Gerçekten mutluyum bu konuda. Siz başörtüsü kullanarak da çok mutlu olabilirsiniz, bu bana uygun değildi sadece. Ailemin yanında dışarıdayken tişört bile giymiyorum, artık daha fazla uğraşmaya enerji bulamadığım için. Üniversiteden mezun olmak üzereyim, ailemle yaşıyorum. Tişört giymek gibi bir sürü olay içimde kalıyor. Girişteki cümle de erkek arkadaşımın yazdığı mesaj. Sınavları, bir şeyleri bahane ederek gitmedim. Eğlence, alkole bağlı bir şey demek istemedim; yanlış anlaşılmasın. Bu mesajın neden bu kadar üzücü olduğuna gelirsek… Kendi isteklerimle aileminkileri karıştırıyorum artık. Evet, ben bazen arkadaşlarım çağırdığında gitmiyorum ama kendim mi istemiyorum yoksa aileme açıklama yapmak, ikna etmek gibi şeylere girmek istemediğim için mi gitmiyorum; emin olamıyorum. Erkek arkadaşımı da alkol aldığını bildikleri için istemiyorlar. Halbuki ben de kullanıyorum. Onunla tanışmadan önce de kullanıyordum. Yani onun baba bir etkisi yoktu. Başörtüsü benim için bir sorundu ve bunu aştım, evet ama hâlâ tam anlamıyla özgür hissetmiyorum. Kendimi geçindirebilecek seviyeye geldiğimde belki durumlar değişir diye umut ediyorum. Ben kimseyi üzmek istemiyorum, ailemi seviyorum. Onların da beni sevdikleri için böyle yaptıklarının farkındayım. Ben onları her halleriyle, her görüşleriyle seviyorsam onlardan da aynı şeyi bekliyorum sadece. Çok bir şey olmamalı bence bu. Aynı ailede insanlar birbirini nasıl koşullu sever, onu hiç anlamıyorum hatta. Ne olacak farklı bir şey düşünüyorsak? Ne olacak farklı bir dine inanıyorsak ya da herhangi bir dine inanmıyorsak? Anlayamıyorum bunu. Daha da zenginiz, demek aslında. Anlaşmak durumundayız işte bir şekilde, alışmışız birbirimize, belki birlikte büyümüşüz, belki beni büyütmüşsünüz; fark etmez. Birlikte yaşamayı daha kolaylaştırmamız gerekir, bu da birbirimize saygı duyarak, özgür hissederek ve hissettirerek olur bence.

Kendimi çok karışık ifade ettim, farkındayım. Kafamın içini siz düşünün artık. Finallerim var, aklım bu konulara bir takıldı, bir daha çıkamadım. En son terapiye ihtiyacım olduğuna ve bunu ancak okulu bitirerek ve maddi gelir elde ederek yapabileceğimi düşünerek motive oldum. Tabii ki aklımın bir köşesinde de siz varsınız. Kendimi bir toparlayayım, başka çocukların ve gençlerin böyle bir ortama maruz kalmaması için maddi ve manevi olarak uğraşacağım. Kendinize çok iyi bakın. Sevgiler.

(Görsel: Katherine Bradford)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.