Ailem nedeniyle eğitimimden mahrum kaldım.

Her zaman ailemin olmak istediği bir karakter olmak için savaştım. Hep olmamı istedikleri, ben olmayan kişiyi olmamı istediler. Sınıfımdakilerin alay konusu her zaman bendim. Çok fazla sözlü zorbalığa uğradım, hep bir fiziksel özelliğimle dalga geçildi ve buna acımasız bir şekilde komik bir şeymiş gibi güldüklerini hatırlıyorum. İngilizce dersindeydik, hoca “Aranızda hafif parmaklı biri var mı?” diye sordu. Hemen sınıftan biri bağırarak adımı söyledi. Sonra herkes gülmeye başladı. Oysa neyin komik olduğunu merak ediyordum. Arkamda oturan kişinin şu sözleri dediğini hatırlıyorum: “X, senin yüzünden yazı yazamayacağım, beni güldürdün”. Gerçekten komik olan şey benim fiziksel özelliğim miydi? Parmaklarıma baktım, iğrençtiler. Kendimden iğrenmiştim. Ders boyunca parmaklarıma bakmıştım. Annemin 9 ay boyunca kurmak istediği kalbi, biri gerçekten çok kolay bir şekilde kırabilir miydi? Her zaman derste en arka sıraya oturmaya çalışırdım, hoca beni kaldırmasın diye. Çünkü hep “Sesin gelmiyor kızım, dilin mi tutuldu?” derdi. Tutulan şey dilim değildi, özgüvenimdi.

Resim çizmeyi seven bir insanım, çok da güzel çizemem. Bir yüz çizmeye çalışmıştım, hep konuştuğum 2 tane arkadaşım vardı sınıfta. O gün onun yanında oturuyordum, resmi hiç güzel çizememiştim. Arkadaşıma “Çok çirkin oldu.” demiştim. Onun söylediği şey ise “Aynı sen.” oldu. Hiçbir şey dememiştim. Gerçekten insanların güzellik kavramlarına uymak zorunda mıydım? Mavi göz, ince kaşlar, sarı saç, ince bel… Gerçekten güzellik bu muydu? Olmam gereken kişi bu muydu? Güzel olmak için hayatın nasıl gittiğini, arkadaşlığın ne olduğunu, sevginin ne olduğunu bile bilmiyordum. Çünkü bu hazlar, duygular, “Beni sever mi, çirkinim.” düşüncesi her şeyi mahvediyordu.

Ailemle aram hiç iyi değil. Onların yanında mutlu olduğum bir gün olmuyor. 2 seneden beri hep aynı şeyi istediğimi fark ettim. Gerçekten açılmak istiyordum, ama hem ailem hem de ön yargı ve toplum buna izin vermiyordu. Eğitimim konusunda kendi fikrimi belirtme hakkım yoktu. Hem ortaokulu hem de liseyi İmam Hatip’te okudum. 9. sınıfta liseye ilk başladığım zamanlar herkese “Okuldan memnun musun?” diye soruyordum. Onlar ise hep şunu diyordu: “Okuldan nakil aldırmak istiyorum, ama annem ve babam izin vermiyor.”. Benim ailem de böyleydi. Ailem nedeniyle eğitimimden mahrum kaldım. 4 sene yatılı Kur’an kursuna gittim. Ayrıyeten hafızlık yaptım. Eski lanet günlerimi hatırladıkça ağlayasım geliyor. Babama açılmak için yalvardığım günleri hatırlıyorum. 9 yaşımda Kur’an kursuna gittiğim zamanlar özel hayatımda açılırsam hocalar ağır cezalar veriyordu. Cidden o kadar kötü bir geçmişim var. Hocaların söylediği hakaretleri, bağırışları hâlâ aklımda ve bu çok kötü bir his.

Şu an ise kurstan çıktıktan sonra ailem bana hakaret ediyor. Açılmak istediğimi söyleyince babamın bana “orospu” dediğini hatırlıyorum. Cidden gerçekten bu sözü hak ediyor muydum veya annemin gelip bana ders notlarımı görünce “Senden bir bok olmaz.” lafını hak ediyor muydum? Annem küçükken çok dayak atardı. Şu an bile misafirler eve gelince bana bağırdığını hatırlıyorum. Aramız o kadar kötü. Küçükken daha 7 yaşında ilkokula giderken bir defa anneannemin verdiği bilekliği kaybetmiştim. Beni odaya soktu, kapıyı kilitledi, perdeleri kapattı, saçımdan tutarak kafamı duvara vurmuştu. Cidden o yaştaki bir çocuk gerçekten bunu hak etmiş miydi? Artık o yaşta kendimi avutma şeklim, “Dayan, saçını çekecek, döndürecek, sonra tokat attıktan sonra seni bırakacak. Gözlerini kapat ve umursama.” idi. Kendimi motive edişim buydu. O yaşta abim beni bir defa taciz etti ve annem sustu. İnanmadı. “Yalan söylüyorsun, daha neyin ne olduğunu bile bilmiyorsun.” demişti. Keşke öyle olsaydım, ama daha o küçücük yaşta neyin ne olduğunu öğrenmiştim.

(Görsel: Moïse Kisling)

Comment (1)

  1. Sen çok güçlüsün, İnşallah birgün çok sevgi dolu mutlu olursun. Dini kullanarak zorbalıklar yapıldı ama aslında dinimiz hoşgörü dini. Tanrı merhametlidir. Çocuklara saygı duymak gerekir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.