Anneler kızları onlara benzemediği takdirde onları sevmezler ama oğullarını her koşulda severler.

Merhabalar! Size geçenlerde yaşadığım ve hâlâ gözümün önünden gitmeyen bir travmamı anlatmak istiyorum. Bir gün ders çalışıyordum. Abimin sinirli şekilde “Nerede o?!” dediğini duydum. Annem de   “Dur, bir yemek yiyelim önce, tadımızı kaçırma” tarzı bir şey söyledi. Kardeşime kızacak sandım. Sonra bummm! Bir anda çat diye odaya girdi. Yanıma geldi. Eli ayağı titriyordu ve gözleri kızarmıştı. Geldi ve bana bir tokat patlattı. Neye uğradığımı şaşırdım. Çünkü bu zamana kadar ailem tarafından hiç fiziksel şiddete uğramamıştım. (Küçükken annemden birkaç kez terlik yemem dışında.) Neyse, sonrasında hemen “Annneeeeee!” diye çığlık attım. Annem hemen geldi. Abim, “Aç şu telefonunu, beni deli etme” dedi. Aşırı korktum. Telefonumu falan da temizlemiyorum bu arada. “Aç şu Discord mu ne boksa onu” dedi. Açtım. Sonra chat’i açmamı istedi. Annem, yanlış bir şey yapıp yapmadığımı sordu, “Hayır” dedim. Benim de elim ayağım titriyordu. Verdim telefonumu eline. Meğer yakın arkadaşımla olan küfürlü mesajlarımı okumuş. Normalde de çok küfretmem ama arkadaşımla bayağı küfürlü konuşmuşuz. Bu arada, arkadaşım kız. Hangi arkadaşım olduğunu ve dalgasına konuştuğumuzu açıkladım. Özür diledim. Annem, ‘kız’ olduğumuz için gayet anlayışla karşıladı, abimin abarttığını ve her şeye bakamayacağını söyledi. (Böyle dediği için şoke oldum çünkü bunları diyecek biri değil). “Ben kızıma güveniyorum” dedi. Oysa birkaç zaman öncesinde gizlice telefon kontrolü yapmak istiyordu… Abim ise “Kim bilir daha neleri var, bakmak bile istemiyorum” dedi, “Sen bir kızsın ve böyle konuşamazsın!” dedi. Yani o tokadı kız olduğum için yedim, evet. “Neden bunun için tokat yedim ben?” dedim. Sonra yanımdan ayrılacakken “Babamın, o adamın yüzüne nasıl bakacaksın?” diye beni aşağıladı. Yemekten sonra da yüzsüz gibi yanıma geldi. “Küstük mü?” dedi. Özür diledi. Abim olduğu için ‘dövermiş’ de severmiş(!) de… “Ağlama ve dersine çalış” dedi. Dışarı çıktı. Hiçbir şey yaşamamış gibi ertesi gün kaldığımız yerden devam ettik. Sanırım bu yaşadığım en ağır travmaydı. Üzerinden birkaç ay geçti ama gözümün önünden gitmiyor ve her düşündüğümde ağlıyorum.

Daha 17 yaşındayım. Ailem muhafazakâr. Annem çok dindar ve bu konuda sürekli psikolojik şiddet uyguluyor ama farkında değil. Sadece iyiliğimi düşündüğünü zannediyor. Her öğlen ne zaman kapanacağımı soruyor. Görünen her saç telim için ne kadar yanacağımı söylüyor. Namaz kılmam gerektiğini söylüyor. Her zaman geçiştirmeye çalışıyorum. Eğer babam da bu konuda baskı yapsaydı sanırım kafama sıkardım. Neyse ki ibadet konusunda annemin yanından bile geçemez. Annem İslam’ı arayarak bulanlardan değil, ailesinden ne gördüyse o. Babam da inanır, araştırır falan ama ibadetlerde annem gibi değil. Annem çok cahil. Kur’an’ın mealini okuyup anlamlandırması gerekmesine rağmen sadece Arapçasını okuyor ve okuduğu meallere, dinlediği hocalara şüphesiz inanıyor, hiç sorgulamadan. Ben ise bu hikayelere inanmıyorum. Tabii ailemin bundan haberi yok. Söylersem büyük ihtimal evlatlıktan reddedilirim, psikolojik ve muhtemelen fiziksel şiddet görebilirim. O yüzden bu riske girmeyi hiç düşünmedim. Ama bazen patlayasım geliyor. Şimdilik kendimi tutuyorum.

Ağlamalarımın çoğu annem yüzünden oluyor. Söylediği çoğu şey travma etkisinde ama hiç düşünmüyor bile. Bilmiyor. Servis ücretim ve dershane ücretimi dile getirip aylık bu kadar ‘yediğimi’ dile getirdiğinde tuvalete girip sessizce ağladığımı bilmiyor. Bilmiyor. Abimin yatağını toplamadığım için bana kızdığında (evet, bir ara bunun için bana kızmıştı) ağladığımı bilmiyor. Bilmiyor, onu görmeden geçirdiğim günün harika geçtiğini bilmiyor. Yazın onunla aynı ortamda olmamak için okulların açılmasını iple çektiğimi bilmiyor. Bazen kızı olduğum için utandığını düşünüyorum. Bence benim onu sevmediğim gibi o da beni sevmiyor. Çünkü anneler kızları onlara benzemediği takdirde onları sevmezler ama oğullarını her koşulda severler. Özür dilerim anne; senin gibi ataerkilliği benimsemediğim için, okurken hiçbir şey anlamadığım bir kitabı okumak için okumadığım için her şey için. Bazen ölsen üzülür müydüm diye soruyorum; özür dilerim, soruyorum. Üzülürdüm bu arada. Yine de senden de abimden de nefret ediyorum.

Şu an tek amacım evden gitmek için üniversite kazanmak. Umarım kazanırım da o zaman bir şeyler hallolur. Ben de üniversiteye giderken ailesinden ayrıldığına üzülenlerden olmayı isterdim. Her neyse, bir şeyler paylaşmak istiyordum ve birazcık iyi geldi. Sağlıklı ve mutlu bir hayat diliyorum herkese. Okuyan olur mu bilemiyorum ama olsun.

(Görsel: Brian Kershisnik)

Comments (2)

  1. Hey Genç! Okuyan olur tabii ki olmaz mı?😊

  2. Ah kızım… Seni çok iyi anlıyorum.
    Bence yapman gereken bu dönemde mental sağlığını korumak için psikolojik destek alman. Tabiki günümüz şartlarında çok pahalı, bu yüzden internetten kendine yardim kitapları araştırabilir, psikolog ve psikiyatristlerin videolarını izleyebilirsin. Youtube a toksik anne baba yazıp çıkanları izlemeni öneririm, ben bayağı yararlanmıştım.
    Lütfen güçlü kal, bu günler de geçecek. Ben de daha dün annemin gözünde evlenip gidecek yani el malı olacak değersiz bir ev kızıydım. Ama direndim ve savaştım. Şimdiyse kendi ayaklarımın üstünde duran güçlü bir kadınım. Ve bana saygı duyuyor ailem. Eğer direnmeyip boyun eğseydim şu anda evlenmiş, ya da koca bekleyen ezik bir ev kızı olurdum.
    Sen yeter ki diren. İnan güzel günler de gelecek.
    Bu devirde para güç demek, paranı kazanmaya başladığında değer göreceksin.
    Şimdi biraz sabır. Onları görmezden gelip kendine ve sınavlarına odaklanmaya bak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.