Özgüvenli ve herkesten biri gibi hissetmiştim.

Merhaba, ben 18 yaşındayım. İzmir’de anne tarafımla yaşıyoruz. Aşırı birbirine bağlılar ve kızların tamamının başı kapalı. Ben de 9. sınıfa geçerken kapanacaktım. Fakat ameliyat oldum, doktor saçımı toplamamın bile dikişlere zarar verebileceğini söylediğinden okula saçım açık bir şekilde gittim. Dönem ortasına geldik. Teyzemlerle odada oturuyorduk. Bana “Sen de bahaneni buldun, kapanmayacaksın artık herhalde, amacın ne senin kim bilir!?” gibi şeyler söylediler. Ben hep öfke problemi olan bir çocuktum ve düzgün karar veremezdim. Şu hayatta kendimle ilgili en sevdiğim şey saçlarımdı. Yüzümle alakalı hep özgüvensizdim. Çünkü doğuştan itibaren alnımda kocaman bir kemik vardı ve ondan yeni kurtulmuştum. Ama ben teyzelerime sinirimle sonraki gün kapandım. Hiç saçlarımdan hevesimi alabilmiş gibi değildim ya da kendimi yeni yeni görmeye başlayışım nedeniyle böyleydi. Her neyse.

Okul başladığında her gün istemeye istemeye taktım. Lisedekilere göre kapalılar yobazdı, malum partili ve cahildi. Halbuki bakın, henüz 18’im. Yeni bitirdim liseyi. Eski bir çağda da değiliz. Her neyse, benim kafam hiç inançlı birinin kafası gibi olmamaya başladı. Her görüşe saygılıydım, LGBT’ye karşı değilim hatta destek oluyorum. Hele bunu babam bir öğrense evde ne büyük kavga çıkar. Ne bileyim, Allah’ın varlığına inanıyorum. Kitaptakilere de inanıyorum. Fakat başörtüsü bana çok ters ve yanlış geliyor. Eğer gerçekten farzsa yaratıcıdan özür diliyorum fakat açıkça belirtilmemiş. ‘Örtü’ denmiş, başörtüsü hiçbir yerinde yok. Ben de içimden bu geldiği için bunu yapmak istiyorum. Ama ailem asla açılmama izin vermez. Annem biliyor, başından beri bununla ilgili hep sorun çıkarıyorum. Babam bu yıl öğrendi. Kalbi falan sıkıştı, “Niye böyle şeyler düşünüyorsun kızım, şeytan uğraşıyor seninle. Mücadele et, bu iyi bir şey” dedi. Ben de “Şeytanla ilgisi yok” dedim. Direkt benim içimden gelmiyor. Bunun sevabını ne kadar alıyorum ki aksine daha da günaha giriyorum.

Bir gün AVM’ye gittim, başım açıktı. Arkadaşım yanımdaydı. Sinemaya girdik. Çok ilginç bir gündü. Huzursuzluğumun sebebi tanıdık birinin görme ihtimaliydi ama onun dışında oldukça özgüvenli ve herkesten biri gibi hissetmiştim. Pişman olabileceğim şeyler yapmak istemiyorum. Şimdiye dek yaptıklarımdan hiç pişman olmadım, tek pişmanlığım sinirle kapanmamdı. Şimdi annem vazgeçtim sanıyor fakat babam istemediğimin farkında. Bir kızı anlattı, saçı kıvırcıkmış, bakamıyormuş diye kapalıymış. Ben de sizin üzülmemeniz için kapalıyım ama baba… Şimdi ne yapacağımı bilmemekle beraber üniversiteye geçtiğimde açılmayı düşünüyorum. Çünkü tüm bu sülaleden çok utanıyorum. Hepsi küçümseyerek bakacaklar…

(Görsel: Rene Magritte)

Comment (1)

  1. Lütfen bana yaz benzer durumları yaşıyoruz
    @wzezexlk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.