Burada okuduklarım bana, yaşadığım her şeyi anlatma cesareti verdi.

Öncelikle merhaba, burayı yeni keşfettim ve okuduğum yazılar genelde kapanma-açılma üzerine oldu. Çok üzüldüğüm hikayelerle de karşılaştım. Okuduklarım bana, yaşadığım her şeyi anlatma cesareti verdi. Öncelikle ben de buradaki çoğu kişi gibi aşırı muhafazakâr ve baskıcı bir ailenin içine doğdum. Hatırlıyorum, 6-7 yaşında bir çocukken bile giydiğim eteğin boyunun bir önemi vardı. O zamanlar için normaldi ama şu an düşününce çok garip geliyor. 7 yaşımdan itibaren sürekli Kur’an kurslarına gittim, artık benim için çok can sıkıcı bir hal almıştı çünkü her yaz oraya gitmekten çok bunalmıştım. İstemediğimi açıklayabildim mi, onu bile hatırlamıyorum çünkü onların her istediğini yapmam gerektiği algısı vardı.

Bir yaz yatılı bir kursa gittim. Sanırım 13 yaşlarındaydım. 1 ay boyunca orada kaldım. Döndüğümde ise bütün psikolojim bozulmuştu. Tuvalete yalnız giremiyor, duş alırken korktuğum için yanımda veya kapının önünde biri durmasını istiyordum. Eve döndükten sonra bile uzun süre bunlarla cebelleştim. Lise 1. sınıfa başladığımda beni istemesem de İmam Hatip lisesine yolladılar. Karşı çıkamadım. Sonrasında çok zorlandığım için çıkmak istediğim konusunda uzun süre direttim ve 2. sınıfta normal bir Anadolu lisesine geçtim.

O okuldayken bir kız tarafından bana yapılan yakınlaşmada yıllar önce yaşadığım -9 yaşında- bir taciz olayını hatırladım. Sınıfın ortasında hıçkırarak ağlamaya başladım. Rehberlik odasında danışmanla konuştuğumda her şeyi anlattım. Danışman ailemi okula çağırıp durumu onlara anlatmış. Güya çok sinirlenmişler ve çok üzülmüşler. Bu kişi alt komşumuz ve ayrıca akrabamız olduğu için “Bu durumu açamayız, açarsak yanlış anlaşılır, herkes seni suçlar” dediler ve bu durumun gizlenmesi için okula bir imza attılar. Beni de “Merak etme, oradan taşınacağız zaten” diye kandırdılar. Sonra ne mi oldu? Onların hayatında hiçbir şey değişmedi. Oradan taşınmadık. O insanların yüzüne gülmeye, evlerine gitmeye, kahkahalar atmaya, canım cicim yapmaya devam ettiler. Bu durum bile ailemden nefret etmek için büyük bir sebep oldu. En çok da anneme kızgınım; bir gün olsun ne hissettiğimi, ne düşündüğümü, ağladığımda neden ağladığımı sormak için yanıma gelmedi, bir kez olsun “Ne oldu? Neye canın sıkkın, neye üzüldün?” diye sorduğunu hatırlamıyorum. Milletin düşünceleri, etrafta bu olayın duyulacağı ihtimali benden daha önemliydi. Beni susturdular. Şimdiki aklım olsa çoktan şikâyette bulunup onlara yaşadığım şeylerin bedelini ödetmiştim. Ama bunu o yaşta ben yapamazdım, ailem yapmalıydı. Yapmadılar. Zaten hiçbir zaman sevgi dolu bir aile olmadılar, ne bana karşı ne de birbirlerine karşı. Zorla evlendirilmişler, birbirlerini asla sevmiyorlar. Dolayısıyla bana da gösterecek sevgileri olmuyor. Onlarla aramda hiçbir manevi bağ yok, oluşmadı. Ne yazık ki. Bu benim suçum mu, cidden bilmiyorum. Ama ben kendimi bildim bileli bu hep böyle oldu. Babam, sürekli annemi aldatan biriydi. Çocukken beni sevgilileriyle tanıştırıp “Bak, bu kadınla evleneceğiz, annen olmayacak artık, bizimle kalmak ister misin, onunla olma” diyordu. Bunlar 8 yaşındaki bir çocuk için çok travmatik şeyler değildi. Ama sanki her şey acısını sonradan çıkarıyor gibi… Çocukken yaşadığım her şeyin sancısını şu an, 20 yaşımda, çok derinden hissediyorum. O insanlarla gülüp eğlendiklerinde, hasta olduklarında “Aman aman geçmiş olsun” demeye her gittiklerinde ben onlardan nefret ediyorum.

Hayatımın son yıllarında kendimi buldum. Zihin olarak ailemden çok farklı bir insana dönüştüm, bunun için kendimle gurur duyuyorum. Hep gelecekle ilgili hayaller kurup güçlü kalmaya çalışıyorum. Çizdiğim yol onlarınkinden çok farklı. Birçok düşünceme, fikrime, giyinişime saygı bile duymuyorlar. Ama artık benim hayatımdaki yaşam amacım, ‘kendimi gerçekleştirmek ve kendim olabilmek’. Şu an bunun için yaşıyorum diyebilirim. 2 yıldır hayatımda kusursuz bir insan var ve ailemden alabileceğim tüm sevgiyi, şefkati ve gücü ondan alıyorum. Benliğime olan saygıyı da… İleride hayatımı onunla güzelleştireceğime eminim. Fakat burada da şöyle bir konu devreye giriyor. Ailem onunla evlenmeme asla izin vermeyecek, bunu adım kadar iyi biliyorum. Annem şimdiden “Alevi biriyle evlenirsen seni reddederiz, bizi unutursun” deyip duruyor ve onun alevi olduğundan şüphelenip sürekli “Eğer öyleyse ayrıl, yoksa babana söylerim” diye beni tehdit ediyor. Ben şimdilik geçiştiriyorum. Ama ileride bir gün yollarımızın ayrılacağına eminim. Yalnızca erkek arkadaşım için değil, ‘kendimi gerçekleştirebilmek için, kendim olabilmek için’. Nasıl olabiliyor, bilmiyorum. Belki size de çok garip gelebilir. Ama ailemden farklı bir yol çizmek, onlardan tamamen ayrı bir hayat sürmek içimi hiç acıtmıyor. Sanırım onlardan manevi hiçbir şey alamadığım için. Daha anlatmadığım çok şey, çok yaşanmışlık var. Beni yargılamayacağınızı düşünerek yorumlarınızı bekliyorum. Herkesin mutlu ve özgürce yaşadığı adil bir hayat için güzel dilekler dileyerek burada bitiriyorum.

(Görsel: Sonia Delaunay)

Comments (2)

  1. Merhaba 9 yıldır başörtülü biri olarak bu sitede ki bir yazının altına yorum bırakmıştım ve oradan bana ulaşan çok tatlı bir arkadaşım beni destekledi ve yıllardır içimde yanmasını beklediğim ateşi ufacık bir dokunuşuyla alevlendirdi. Evet bir haftadır açığım ve artık özgürüm. Süreçler elbette zordu ama başardım . Ve her zaman iyiliklerin kelebek etkisiyle yayılmasına inanmışımdır. Ben de benim gibi cesaret bekleyen arkadaşlarımın ateşini körüklemeye hazırım . Eğer yazmak içinizi dökmek ve başarmanıza yardımcı olmamı isterseniz her zaman yazabilirsiniz. Discord hesabım – nuoyee#9649 . Kesinlikle döneceğim ve hikayenize birazcık cesaret tozu ekleyeceğim 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.