Dışarıda etek giymiş birini görünce direkt or*spu damgasını basan bu insanlar beni kabul etmek zorunda kaldılar.

Hepinize merhaba. Hikayemi anlatarak başlayacağım ben de. Annem ve babam ayrı olduğundan annemle yaşıyorum. Anne tarafı çok dindardır. Tüm kuzenlerim, teyzelerim, herkes tesettürlü ve küçükken bana da ileride kapanacağım söylenip dururdu. O zamanlar bunu istemiyor değildim, ben de onlar kadar dine bağlıydım. 13 yaşımdayken nedensiz yere annemle büyük kavga etmiştik ve hayatım korkunç bir hale geldi.

Ne kadar denediysem de annemle aramı düzeltemedim, o zamanlar da yakında kapanmamı beklediğini biliyordum. Kapanmaya karar verdim. Bunu anneme kendimi affettirmek için yaptığımı şimdi anlıyorum. Aradan zaman geçti, ben dini sorgulamaya başladım. Anlamsız gelen çok fazla şey vardı, özellikle de kadın hakları ve eşcinsellere yapılan muamele konusunda. Erkekler dilediğinde karısını dövebiliyordu, giyimine karışabiliyordu, birden fazla kadınla evlenebiliyordu ve üstelik erkekler kendini kontrol edemediği için(?) kadınlar her yerini örtmeli ve sosyal hayata daha az katılmalıydı.

Artık inanmadığımı fark etmeye başladım. Başımı örterken nefret ediyordum, bu kişi ben değildim artık. Allah’a kötü şeyler söylüyordum içimden. Namaz kılmayı da bıraktım. Bunlar için her gün vicdan azabı duyuyordum çünkü Müslüman bir çocuk olarak yetiştirildim ben. Artık hem dinden nefret edip hem tesettürlü, dine bağlı biri gibi davranmaktan içim daralıyor, boğulacak gibi oluyordum. Özgüvenim düştü, sosyal hayatım bitme derecesine geldi. İnsanların yüzüne bakamıyordum çünkü bu ben değildim.

En sonunda cesaretimi topladım, bolca araştırma yaptım, mealler okudum ve İslam’ın bana göre olmadığına karar verdim. Bu sırada ailemden ne kadar baskı gördüm anlatamam. Neyse, en sonunda da açılmak istediğimi aileme söyleme kararı aldım. Annem üzüldü, “Seni herkesin görmesindense sadece kocanın görmesi daha özel değil midir?” tarzı şeyler zırvaladı, tekrar düşünmemi söyledi. Aradan birkaç ay geçti ama benim fikirlerim değişmedi. Tekrar söyledim; ağladı, kızdı, bağırdı. “Sen erkeklere göstermek istiyorsun kendini” tarzı saçma sapan birsürü şeyle suçlayıp or*spu ilan etti beni. Sonunda da “Dilediğini yap” dedi. Ben de dilediğimi yaptım.

Bir gün okul çıkışı saçlarımı kestirmek için arkadaşlarımla gittik. Başörtüyle girdiğim kuaförden başım açık çıktım. O günkü mutluluğumu anlatamam. Annem bir süre benimle konuşmadı ama sonrasında düzeldi. En azından çocuğu olduğum için saygı duyuyor artık. Dışarıda etek giymiş birini görünce direkt or*spu damgasını basan bu insanlar beni kabul etmek zorunda kaldılar. Başımı açalı dört ay kadar oluyor. Bayağıdır benim gibi aile ve din baskısından mağdur arkadaşlarım için yazmak istiyordum.

Eskiden burada yazılanları ağlayarak okurdum, şimdi ben size başarı hikayemi yazıyorum, yine gözlerim dolu. Sizlere söylemek istediğim şu; lütfen dini sorgulamaktan, yaşamınızı sorgulamaktan çekinmeyin. Kimse istemediği şekilde yaşamayı hak etmez. Nasıl mutlu olacaksanız o şekilde yaşayın. Eğer sizi okumaktan alıkoymakla veya fiziksel şiddetle tehdit etmiyorlarsa açılmak istediğinizi söyleyin. Çok üzülürler, küserler, konuşmazlar gibi şeyler engellemesin sizi.

Eğer ailenin bir parça olan size saygı duymayacaklarsa bırakın konuşmasınlar zaten. Eğer dediğim tehditlerle karşı karşıyaysanız ekonomik bağımsızlığınızı kazanmak için elinizden geleni yapın. O durumda sonsuza dek kalmayacaksınız. Hepimiz için yolun sonunda ışık görünüyor. Zor olduğunu biliyorum ama korkmayın, yalnız yürümeyeceksiniz. Hepinize kucak dolusu sarılıyorum.

(Görsel: Richard Faust)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.