Düşüncelerime zıt olan görünüşüm, aynaya her baktığımda kendimden uzaklaşmama neden oldu.

Merhaba. Ben de uzun bir süredir açılmayı düşünen biriyim. Ama gerek ailemin vereceği tepkileri gerek de çevremden alacaklarımı düşünmekten bunu kendime bile itiraf etmedim ve kendimi her zaman baskıladım. Bunun kısa bir süreç olduğunu ve arkadaşlarımdan etkilendiğimi düşündüm, sonuçta yaşım küçüktü. Ama fark edemediğim bir gerçek vardı; zaten küçük yaşta kapanmıştım. Peki, zorla mı kapandım? Sorarsanız, hayır. Kimse beni zorlamadı tabii ama kapanmam gerektiği, uygun olanın bu olduğu, kapanmayıp dinime bağlı olmazsam toplumda bir yerim olmayacağı düşüncesi; bilinçaltıma güzelce işlenmişti.

O zamanlar ergenliğe girmem ve bedenimin de değişmeye başlamasıyla, annemin bana karşı tutumu da değişmişti. İstediğim şeyleri giyemiyor, istediğim yerlere gidemiyor, erkek arkadaşlarımla arama hep bir mesafe koymam gerekiyordu. Erkek kuzenlerimin bulunduğu odada yatmam dahi sakıncalıydı. Çevremdeki arkadaşlarım birer birer kapanıyordu ve bundan ötürü ödüllendiriliyorlardı. Uzun süre bunları görmezden geldim. İstediğim bu değildi, biliyordum çünkü. Ancak tahmin edersiniz ki o yaştayken büyüklerin sizi takdir etmesi çok önemlidir. En azından benim için öyleydi. Özellikle annemin; kapanmış yaşıtım kızları gösterip iç çekmesini, onları övmesini atlatamadım sanırım. Ben de düşündüm ki zaten hayatım kısıtlanıyorken, hiçbir şey benim kontrolüm altında değilken kapansam ne değişir? Annemi mutlu etmiş olacaktım hiç olmazsa. Ben de bir gün anneme kapanmak istediğimi söyledim. Ama o da benim kapanmak için isteğe sahip olmadığımın farkındaydı. Bu isteğimi birkaç gün boyunca görmezden geldi. Ama bir yandan beni de görmezden geliyordu. Şaka olduğunu falan zannetmişti galiba, bilmiyorum. Ben de ertesi gün nasıl yapacağımı bilmesem de kendi kendime örttüm başımı, o gün dershaneye öyle gittim. Dershanedeki arkadaşlarımdan hocalarıma kadar herkes çok sevinmişti bu kararıma. Sadece birkaç arkadaşım sorguladı ama sonuçta arkadaştık, kararıma saygı duyduklarını söylediler. Akşam annemin başımı görünce ne kadar mutlu olduğunu görünce benimle gurur duyduğunu uzun zaman sonra tekrar hissetmiştim. O an dünyanın en mutlu insanıydım.

Aradan yıllar geçti tabii, liseye gidiyorum artık. Çevrem değişti. Daha da olgunlaştım. Düşünce yapım değişti. Kişiliğim oturmaya başladı. Ve her sabah hazırlanırken kafamda bir soru oluşmaya başladı: Ben iyi yapıyorum, başımı örtüyorum ama bunu gerçekten istiyor muyum?

Yukarıda da dediğim gibi çevreyi, annemi düşündükçe “Saçmalama” diyorum, “doğru olan bu”. Zamanla benim gibi isteyerek ama üstüne güzelce düşünmeden kapanmış ve bu kararından pişman olan kişilerle tanıştım. Bunun kötü bir şey olmadığını, fikirlerimin değişebileceğini öğrenmiştim artık. Sonrasında bir şekilde anneme söylemeyi düşündüm. Ama cesaret edemedim tabii ki. Kapalı olmama rağmen ne namaz kılıyor ne de Kur’an okuyordum. Annem zaten bundan şikayetçiyken ve benim yoldan çıkmak üzere olduğumu düşünürken, ona nasıl “Açılmak istiyorum” diyebilirdim ki?

Söyleyemedim. Tekrar yıllar geçti. Şimdi üniversitedeyim. Ve artık kapanmak bana zulüm gibi geliyor. Düşüncelerime, hareketlerime zıt olan görünüşüm; aynaya her baktığımda kendimden uzaklaşmama neden oldu. Kendimi baskılamamdan dolayı özgüvenim de düştü. Artık son noktadayım ama ben ne olursa olsun “Hiçbir zaman, hiçbir şey için geç değildir” diye düşünürüm. En yakın zamanda açılacağım. Artık çevreyi düşünmeyi bıraktım. Biliyorum; kimse ben istemediğim zaman beni incitemez, istediklerini düşünebilirler ama ben böyle mutlu olacağım.

Tek korkum, annemin gözündeki değerimi kaybetmek. Ama onun çocuğuyum sonuçta, değil mi? Atsan atılmaz, satsan satılmaz. Bu sürecimi ve hislerimi yazmak, bunu birilerine açmak içimi rahatlatır diye düşündüm. Umarım siz okuyanları sıkmamışımdır.

Sitede gezinirken fark ettim ki hepimizin çekindiği şey çevrenin ve ailemizin tepkisi. Bana göre istemeyerek ve zorla yaptığımız bu ibadetin bir değeri yok. İçimizden gelmiyor çünkü. Belki de bir noktada günah çünkü herkese yalan söylüyor oluyoruz. Vicdanımızın rahatlığı, bizim mutluluğumuz ve hissettiklerimiz; başkalarının ne düşündüğünden her zaman daha önemli. Kendimizi başkaları için üzmeye devam edemeyiz.

(Görsel: Philip Pearlstein)

Comments (3)

  1. Annen başta kabul etmez diye düşünüyorum ama bu bir süreç bunu unutma, kendi kararın olduğunu, çok düşündüğünü söyle ve pes etme. Umarım bir gelişme yaşamışsındır, bize güzel haberlerini ver

  2. Tesettürün düşüncelerine ve benliğine zıt olduğunu belirtmişsin. Merak ediyorum dini anlamda şüphelerin mi var? Aynı sorunu ben de yaşıyorum maalesef. Ama şundan eminim eğer müslümansam ve bu emir gerçekten evrenin sahibi olan yaratıcıdan geliyorsa birkaç heves uğruna bunu kaybetmemeliyim. Dünyalık istekleri Allah’ın sözüne değişmemeliyim. Allah kimseye kaldıramayacağı yükü vermezmiş. Belki de bizler o yükü nasıl kaldıracağımızı bilmiyoruz. Arkadaşım, eğer islam dini hakkında şüphelerin varsa ve bu emrin kainatın sahibinden geldiğine mantığın yatmıyorsa önce bu konuda araştırmalarını tamamla. İslamın yaygın olduğu coğrafyada doğduğun için müslüman olmak zorunda değilsin. Ve anladığım kadarıyla ailen sebebiyle taklidi imandasın. Bundan kurtul ve bunun sonucunda islamın bilincine varırsan veya islamın hak din olmadığına kafan yatarsa seçtiğin yolda yürü. Evet belki de bu yürümeyi ailen sebebiyle kendi ayaklarının üstünde durunca yapabilirsin. Belki de aile fertlerini mecazi anlamda kaybedebilirsin. Ama sen bu dünyaya başkalarının sana biçtiği hayatı yaşamak için gelmedin. Seçtiğin yol doğru da olsa yanlış da olsa bunu seçme özgürlüğün olmalı. Ve içten içe seni yiyen düşüncelerini zamanla dışına yansıtmaman imkansıza yakındır. Bazı güzel şeyleri elde etmek kayıpları beraberinde getiriyor maalesef..

  3. sanki kendi hikayemi gördüm okudum burada.seni o kadar iyi anlıyorum ki.Tek fark ben ailemle konuştum,başta çok tepki verdiler ama güzelce açıkladıktan sonra anladılar beni.Eminim seni de anlayacaklardır,en azından kabul edeceklerdir.İnsanların ne düşüneceği kısmı ben geçtim artık.Sen de geçmelisin inan kimse bize bu kadar değer verip belki de konuşmayacak bile.En çok kendimize değer vermeliyiz.Bunu yapmayı gerçekten istiyorsan mücadeleni vermelisin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir