Annem, kaç ay taşıdın beni içinde? Şimdi neyimi, hangi acımı görüyorsun?

Buraya herkes yaşadığı zorlukları, çektiği acıları yazıyor. Ve bu acıların çoğu, baskılardan kaynaklı. Ama hepsinin bir gün çözüleceğine inanıyorum. Açıkçası benim sahip olduğum çok şey var. Bana pek karışan bir ailem yok, yeterince anlayışlılar.

Çok güzel bir okulum var. Çok güzel bir evim ve kardeşlerim var. Mutlu olmam için birçok neden varken, ben her gün azaldığımı hissediyorum. Canım acıyor derinlerimde. Kendimi çok yalnız hissediyorum. Boşlukta gibiyim. Battıkça batıyorum. Kimseye elimi uzatamayacak gibi. Kaybolmuş gibi. Şu an bunları yazarken, akan gözyaşlarımın haddi hesabi yok. Garip olanı, bir nedeni de yok. Annem, kaç ay taşıdın beni içinde? Şimdi neyimi, hangi acımı görüyorsun? Peki ya doktorum? O belli bir ücret karşılığında, bizlere bakıyor. Ama şu an ölsem haberi bile olmayacak, beni hiç hatırlamayacak. Daha kendi işini yapan kişi bile beni önemsemiyorsa, bir yabancıdan bunu nasıl bekleyeyim. Bu kafamdaki sesleri nasıl durdurayım?

Bazen cidden şizofren olduğumu düşünüyorum. Ben bir yerden kalkıp çöp atarken bile kafamda binlerce şey düşünüyorum. İlk sağ ayağımı ileri atacağım. Sonra iki adım atacağım. Kapağı sol elimle, elimde açacağım ve daha sayısız tanesi… Ben sizin gibi dışarıdakilerle değil kendimle savaşıyorum. Kendimi her gün yenmeye çalışıyorum ve çoğu zaman bunu başaramıyorum. Çünkü her hamlemi biliyor. Her kelimeme verecek bir cevabı var. Böyle şeyler düşünmekten uyuyamadığım, saatlerce duvara baktığım o kadar gün var ki… Bazıları bana “Çok asosyal olduğun için” dedi. Arkadaş edinmeye çok çalıştım hiç kimse yanaşmadı bana. Ben de kimseye yapışmak istemedim. Kendimi, hep bedenime hapsettim.

2 yıl öncesinde, bir kere, artık ölmeye karar verdim ve yaklaşık 50 tane hap içtim. Annem fark etti ve hemen hastaneye kaldırıldım. Annemin bana söylediği ilk şey “Nasıl böyle bir şey yaparsın? Ölseydin ne derdik insanlara?” 4 saat kadar bir süre dondum kaldım. Düşündüm, normali bu mu acaba diye? Halbuki normal olanı “Kızım, sana bunu yaptıran ne?” Bunun yerine “Millete ne derdik” mi? İşte o zaman, gerçekten kimsenin yanımda olmadığını anladım. O sıra zorla psikolojik tedavi görmeye başladım, babamınsa bu olanlardan hala haberi yoktu.

Bir gün doktorum bana “Bir şey bul ve pes etme, onun için her şeyi yap” dedi. Ben de onu dinledim. Okulda bir çocuk vardı. Bana yıllar önce çok kötü bir olay yaşatan adama çok benziyordu. Ve ona aşık olduğumu hissettim. Aşk değil de daha doğrusu, onunla bu kötü hayatımı değiştirmek istedim. Beni bu hale getiren şeyin benzeriyle, yeni bir hayat kuracaktım. Ona defalarca kez teklif ettim. Hiçbir zaman yanaşmadı. Sonra ona 250 sayfalık bir kitap yazdım, sadece onu anlattığım. Almadı bile. Bir gün, 13 Aralık’ta, bana “Eğer ölürsen, seni severim” dedi. O an, o kadar mutlu olmuştum ki… İçimden “Benden en çok yapmayı istediğim şeyi istiyor ve karşılığında ona sahip olacağım” demiştim.

Sonra vazgeçtim. 4 gün sonra, babam, sadece ilk kez bir denemem kötü geldi diye demediğini bırakmadı. Zaten bu haldeyken bir de bunları duymayı kaldıramadım. Ve bileklerimi derin bir şekilde kestim. Babam gördü keserken, kanamayı durdurup bana sarıldı ve “Uyu” dedi. Saatlerce benimle konuşmaya çalışmış ama duymamışım. Bana o an farklı alemdeymişim gibi gözlerimi hiç kırpmadan kendimi sallayıp durduğumu söylediler. Kendime geldiğimde ise ölmediğim için çok ağladım ama yine yapacağımı biliyordum.

Sonrasında, her hafta geceleri 10. kattan ayaklarımı sallamaya başladım, herkese mektup yazdım. Hatta o gün ne giyeceğime bile karar verdim. O sırada yine doktoruma gittik. İlaçlarımın dozu çok yüksekti, artık konuşamıyordum bile. Daha sonra ne oldu da vazgeçtim bilmiyorum. Ama bu 4 aydır, yine aynı haldeyim. Aynı tavırları sergiliyorum. Hatta bugün mektuplarını bile yazdım. Galiba bu sefer gidiyorum. Bunları okursanız, biri bunların nedenini bana açıklar ve bana yardım eder. Tabii ben huzura ermeden önce…

(Görsel: Kai Fjell)

Comments (4)

  1. Kimsin kaç yaşındasın bilmiyorum ama ölmeni istemiyorum. Lütfen.

  2. merhaba. hayatımızdaki en büyük engel kendimiz olduğu sözü zaman zaman doğru olabiliyor ne yazık ki. yaşamak, ‘gerçekten’ yaşamak için o tarafı baskılamak ve beraberinde yok etmek gerekiyor sanırım. seni tanımıyorum, hissettiklerini anlamak ve sana yardım etmek istiyorum. elinden tutmak istiyorum. lütfen iletişime geç benimle. nereden istersen.
    mailim: sumeyraltnts1@gmail.com
    instagram: sumeyraaltnts

  3. Sana sarılmak istiyorum. Yaşadıkların gerçekten zor. Seni kadar anlamaya çalışsam bile bunun ne kadar zor olacağını biliyorum. Ama yine de yanında olmak istiyorum. Bu sitede yazılan birkaç hayat hikayesini okuyordum gözlerim sürekli dolarak. Senin hikayende tutamadım gözyaşlarımı. Umarım şu an iyisindir. Yaralarını sarmak senin yanında olmak istiyorum. Asla yalnız değilsin. Ben henüz 16 yaşlarımda olsam da en çok canımı yakan şeylerden biri, tanısam belki yardım edebileceğim zor zamanlar yaşayan insanların kendi hayatını sonlandırması haberleri oluyor. Ben senin sesini henüz geç değilken duymak istiyorum. Senin hayatına renk getirmek istiyorum. Yaşamanı istiyorum.

    Her şey geçecek. Her şey iyi olacak. Ne olur asla vazgeçme.
    instagramım: aaa.hini
    link olarak;
    https://instagram.com/aaa.hini?igshid=zfuht4n4up42

  4. Lütfen güçlü kal. Sen ölmeyi hak etmeyecek kadar güzel bir kızsın. Lütfen bunu yapma kendine. Her şey şimdi olduğu gibi devam etmeyecek hayatında sadece biraz zamana ve kendini bulmana ihtiyacın var. Yaşa lütfen her şeye rağmen yaşa başaracaksın .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir