Babam; istersem başımı açabileceğimi, bunu çevreye açıklayabileceğini söyledi ama o an cesaret edemedim ve öteledim.

Öncelikle herkese merhaba. Lafı dolandırmadan hikayeme geçeceğim. Ben muhafazakar ama İslamcı olmayan bir ailede büyüdüm. Annem, elinden geldiğince ibadet eden bir kadındı. Babamsa dini inancı olan ama daha rahat yaşayan biriydi. Ailemin dışında babaannem oldukça baskın bir karakterdi ve şu an düşününce anlıyorum ki kapanmamın sebebi de oydu.

Ortaokul sonuncu sınıf bitmişti ve o dönem adı TEOG olan sınava girmiştim. Arkasından tatil için köye babaannemgilin yanına gittik. O zaman aldığımız su yeşili kapri bir pantolonum vardı. Onu giyerek gitmiştim köye, babaannem kapri pantolonu görünce bir şey dememişti ama sonradan öğrendim ki pantolonumu yırtmaya çalışmış ve yırtamayınca da çeksin diye en yüksek ayarda yıkamış. İşin komik tarafı pantolona bir şey olmamıştı. Ben bunu öğrenince, doğal olarak bu kapri pantolon meselesi, benim zihnimde yer etti. Köydeki bir haftalık tatilden sonra ben, en yakın arkadaşım ve kız kardeşim bir Kuran kursunda bir aylığına yatılı eğitim alacaktık. Kuran kursuna başladık. Yalan yok, Kuran kursunda bir kez bile kapanmayı düşünmedim ama Kuran kursundan çıktıktan sonra benden üç yaş küçük olan kız kardeşim kapanma kararı aldı. En yakın arkadaşım zaten kapalıydı. Bir de zihnimde yer alan kapri pantolon olayı, beni kapanmaya itti. Bu karar sadece yarım saatte, 14 yaşındaki bir çocuğun aldığı karardı ve bu karar, o çocuğun tam dört yılını elinden aldı.

Lisenin ilk iki senesinde arkadaş çevrem benim gibi olsa da başı açık kızlardan oluşuyordu. Bu nedenle çok sorgulamadım ama lisedeki son iki senemde, çevremdeki yeni arkadaş grubumun içinde inançlı inançsız herkes vardı. Yavaş yavaş başörtüsüne olan inancımı yitirmeye başladım. Lise 3’ün sonlarına doğru bu fikrimi babamla paylaştım. Babam; istersem başımı açabileceğimi, bunu çevreye açıklayabileceğini söyledi ama o an cesaret edemedim ve öteledim. Ayrıca üniversite sınavına girecektim ve aklımın sadece sınavda olması gerektiğini düşünerek duygularımı bastırdım.

Üniversite sınavından sonra bu düşünceler zihnimi yeniden esir almaya başladı. Kararımı önce kız kardeşimle paylaştım. Kız kardeşim bunun, benim hayatım olduğunu söyledi. Arkasından aynı gün içerisinde, anneme söyledim. Annem başta şaşırsa da bir şekilde o da kabul etti. O gün halamlar ve kuzenlerim bize geldiler, onların karşısına başı açık çıktım. Büyük kuzenim bu kararımı benim üniversiteye geçmeme ve ileriye dönük kariyer planlarıma bağladı. Burada size anlatmak istediğim şey; herkes sizin kararınız hakkınızda, sizin bu kararı verirken aklınıza gelmeyen ve gelmeyecek olan şeyleri sanki sizin düşüncenizmiş gibi söyleyecek. Bu konuda söyleyebileceğim tek şey, bu sizin hayatınız. Bu hayatı yıllarca onlar yaşamayacak, siz yaşayacaksınız. Takmayın.

O akşam babam eve geldiğinde, ona da söyledim ve onun dediği şey “Nasıl istersen öyle olsun” oldu. Ertesi gün dışarı açık çıktım, kafamda bitirdiğim için rahattım ve ondan sonra markete ve bakkala defalarca gittim. Geçen cuma kimlikteki resmi yenilemek için, babamla birlikte nüfus işlerine gittik ve hissettiğim tek şey; mutluluktu. Aynaya baktığımda kendimi mutlu hissediyordum. Babaannemgilin bu olaydan hala haberi yok ama şu an istediklerimin arkasında daha rahat duruyorum ve babamın bana destek olacağını biliyorum. Size tavsiyem çevrenizden çekinmeyin. Kendiniz olmaktan korkmayın. Bu sizin hayatınız.

(Görsel: Owen Gent)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.