Okula yollanmadım, eve kilitlendim, dayak yedim. “Orospu, sürtük” dediler.

Bilmiyorum, neden yazıyorum? Yazmak istedim sadece. Ben de 16 yaşındayım, bizim evde sevgi yok; ne annem babama ne de babam anneme… Küçük yaşlarımda iken babamın; annemle birlikte uyuduğu yatakta başka biriyle yattığını, başka kadınlarla görüşüp numaralarını aldığına şahit oldum. Annem hiç bilmedi, okuması yok. Okuduğu Kuran’dan, mensup olduğu tarikattan hiç ev ile ilgilenmeye zamanı kalmadı. 6 yaşından 8 yaşına kadar öz kuzenim beni taciz etti, kimse bilmedi, farkında bile değillerdi.

Tüm sülale dinci, sanki dersin peygamber soyundan gelme… Bir gün bir miras paylaşıldı, tüm mirası erkekler aldı. Dedelerinin zamanından öyle diye, dört beş ağaç satılmış. Şeriatta 2 kadına 1 erkeğe diye, 100 lira gönderdiler biyolojik anneme. Biyolojik anne diyorum çünkü sadece anne kelimesini kullanmak, diğer annelere hakaret olur. Eskiden böyle değilmiş aslında. Bana hamileyken bir tarikat duymuş, sürekli toplanıyorlarmış. Son birkaç yıla kadar, ondan çok ben gidiyordum. Daha 3. sınıf bitmeden su gibi Kuran okumayı öğrendim, sevgiye hep muhtaç annem çok seviyor diye. Ben de onun sevdiği şeyleri yaparsam öper, sever, “Kızım” der diye düşündüm. Bizim de Hilaller gibi bir ailemiz olsun istedim.

Çocuklar 14. yaşlarını bitene kadar, çeşitli kademelerde sınıflara ayrılıyorlardı. Sohbetlerde sürekli anlatılan şey, “Okula gitmeyin, okul günah, cehennemde yanarsınız, burada hafızlık var, hafız olun cennete gidersiniz, pantolon giymeyin, ferace giyin, vücut hatlarınız gözükmesin, saçınız kapalı olsun ama modaya da uymayın, moda günah.” Böyle böyle yıkıyorlardı beyinleri.

Annem saçımı kısacık kesti hep. Çok severdim halbuki upuzun saçım olmasını, 7. sınıfa geçene dek sustum hep. Kadınlar çalışamazdı. Sonra bunun saçmalık olduğunu fark ettim. Zamanla feminist oldum, damarlarımdan; özgürlük, başkalarının hayatına saygı, kadın erkek eşitliği, kadınların kalkınması fışkırıyordu. Kuran kursundaki hocalar çok canımı yaktı, daha okuyacağımı söylememişken bir yerlerden test kitabı buldum birkaç tane. Biyolojik anne tehdit etti. Daha 14 bitmeden su gibi Kuran okumak; Yasin, Fetih, Yusuf sureleri, 30. cüz ve daha nicelerini 0 hatasız ezberlemek gerekiyordu. Arapça harfler, kelimeler, cümleler ve verilen yazıları yazmak zorundaydık, yapmayınca rencide ediyorlardı. Diğerlerinin yanında küçük düşürüp, rezil ediyorlardı. Bir feministe bunları derseniz, sizi boğar. Ben de, hep bir bomba gibi içimde biriktirdim. Sanki vücudumu oluşturan et parçası değil de feminizm, eşitlik, hak, hukuk, özgürlük bir de Atatürk’tü. Birinci sınıfta kararım belliydi. “Okula gitmek istiyorum” deyince, kıyamet koptu. Biyolojik annenin hoca ve çevre arkadaşları bir de benim kursumdaki o hocalar; bırakmadı peşimi. Arkadaşlarıma laf uzattılar, biyolojik anne -annem demek istemiyorum- arkadaşlarımı defalarca tehdit etti, dövmeye kalktı. Okula yollanmadım, eve kilitlendim, dayak yedim. “Orospu, sürtük” dediler, sonra ortam sakinleşti, bıraktığım derse başladım çünkü güvendim sözlerini tutacaklarına.

Okuma kitaplarım yakıldı, arkadaşlarım dövüldü, halbuki hiçbir zaman akıl falan da vermediler. İnanamadı tabii böyle bir şey diyeceğime, sustum.

LGS’ye girdim, kısa bir süre sonra tesettürü bırakma konusunu açtım. Biyolojik abla, abiler, yengeler, baba, anne, hiçbiri hiçbiri destek olmadı bana. Bir tanesi ilk oje sürdüğümde zincir aldı, beni eve zincirlemek için. Tabii ki yine de açılmadım, güzelce anlattım, anlamadılar. Ben de sürekli direttim, karşılığını alamadım. Ne kadar direttiysem onlar da bir o kadar direttiler. Gerekirse öldüreceklerini ama yine de, “Benim kızım götünü açtı” dedirtmeyeceklerini söylediler. Biyolojik anne dedi ki “Ben Allah’ın emrine uyuyorum, uymazsan evladım değilsin, uymak zorundasın.” Depresyona girdim. İntihar ettim. Açılmak için değil, ölmek için intihar ettim!

Anne yüreği diyorlar bir de, anne yüreği diyor ki “Cehennemde yaktırtmam.” Bu dünyada yanmışım, kimin umurunda? Antidepresan kullandım, 1 yıl olacak nerdeyse… Yeniden nüksetmeye, ilk baştaki gibi olmaya başladı. Çok şey yaşadım, anlatmaya kalksam kaç sayfa tutar biliyorum.

Gizlice kaydoldum okula, biyolojik anne evi terk etti. Biyolojik babanın bu hayatta yaptığı tek doğru şey ise, okulda arkamda olmasıydı ama tesettür konusunda asla. Evi terk etti kadın peygamberimiz, 2 hafta gelmedi, kaydı iptal etmeye çalıştı, olmadı. En son birkaç ay önce, dayanamadım “O örtü depresyona soktu beni, aranızda depresyona giren varsa bir tek o anlar hissettiklerimi” dedim. Gizlice pantolon alıp, sakladım, gizlice çıktım. Eve döndüğümde oğullarını çağırmış, başımda sert cam şişe kırıldı, yüzümün yarısı pörtledi. “Gerekirse öldürürüm seni” dedi, manyak, psikopat zaten. Yapardı bilirdim; okulumla, lisemle tehdit ettiler.

Yaşım gelene, üniversiteyi bitirene, onları tamamen terk edene kadar hiçbir şey yapamayacağımı anladım. Evet, zamanı gelince tamamen terk edip, sileceğim onları hayatımdan. Bir de diyorlar ki “Evlenene kadar açılamazsın, kocanın yanına gidince açarsın. O zaman da bizi unutursun.” Evet, o gün geldiğinde ve buradan siktir olup gittiğimde tamamen onları hayatımdan silip kurtulacağım. Dayanamıyorum işte bu işkenceye… Bunu başaramayıp da ölmektense, bir gün başarıp mutlu bir şekilde gebermek daha doğru geldi. Buna dayanmak sandığımdan daha zormuş. Zaten hiç dışarı çıkmıyorum. Çıkıp o paçavrayı başıma sarınca 2 gün geberene kadar ağlıyor, bir hafta kendime gelemiyorum.

1 ay gitti, geriye kaldı 5 yıl 11 ay. Nasıl dayanacağım bu işkenceye?

(Görsel: Charlotte Salomon)

Comment (1)

  1. Hayalperest

    Normalde dinimiz sevgi , güzel ahlâk , hoşgörü dini ve dinde zorlama yoktur diye boşa dememişler ailenin görevi sana dini görevlerini antmak , güzelce öğretmek ama bunu sana baskıyla zorla yaptırdıkları için hiç bir anlamı kalmıyor kaş yapıyım derken göz çıkarıyorlar sana dini sevdirmek yerine seni dinden uzaklaştırıyolar farkında değiller …. Zamanında bende tesettürlüydüm daha doğrusu kapalı kısa şeyler dar pantolonlar ve renkli şallar takıyodum bunu yapamadığımı anladım çok üzüldüm ağladım aileme açılmak istediğimi söyledim beni anlayışla karşıladılar biz anne baba olarak görevimizi yaptık gerisi senin kararın dediler ilerde ister kapan ister böyle kal dediler dört yıllık kapalılık sürecinden sonra iki yıla yakındır başım açık umarım ilerde hakkıyla kul için değil Allah için yapabilirim umarım seninde problemlerin çözülür kendini yalnız hissetme ve lütfen Allah’a inancını yitirme İslamiyet çok güzel bi din ama müslüman insanlar için aynı şeyi söylemek pek mümkün değil çıkar dini yaptılar işlerine gelince istedikleri müsamahayı kemdilerine göstermesini biliyolar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.