Son bir senedir satın aldığım takılarımı benden çalıyorlar.

Herkese merhaba. Öncelikle ben kapanmaya zorlanan biri değilim, buraya onun için yazmıyorum. Ailem o konuda beklenmedik şekilde anlayışlı. Çok dindarlar gerçekten ama kapanma veya İmam Hatip’e gitme sorunum olmadı diyebilirim ve bunda en çok benim kararlılığımın payı var. Aşırı sağcı bir babam var, her konuda da yobaz. Kendi hikayeme başlamadan önce bazı arkadaşlara söylemek istediğim şeyler var. Kapanmaya zorlanan veya dine zorlananlara… Asla vazgeçmeyin! Ne olursa olsun, kendi kişiliğinizi başkalarının oluşturmasına izin vermeyin, bu kişiler anne babalarınız olsa bile. Bu hayatı kendiniz için yaşıyorsunuz başkaları için değil. Gerçekten bu durum sizin için hayati tehlike yaratmıyorsa, bildiğinizi okumaya devam edin ve hayallerinizin peşinden gidin, asla durmayın.

Şimdi biraz kendimden bahsedeyim. Şu an 18 yaşındayım. Çocukluk yaşayamayan bir genç kızım. Ama çocukluğumu neden yaşayamadım ben bile bilmiyorum artık. Bir süredir yaşadığım değişik bir hafıza kaybı var, doktora gitmedim, ne olduğunu bilmiyorum. Ama anılarımın silindiğini biliyorum. Nedeni ne peki? Kim bilir!

Küçüklüğümde babamın beni çok sevdiğini biliyorum. Ama sanki yıllar geçtikçe, ben büyüdükçe onun sevgisi küçülmeye başlamıştı. Ortaokul 6 ve 7. sınıftaysa her şey tamamen değişmişti. Nedenini yine bilmiyorum, anlamıyorum. 7. sınıfta sigaraya başlamıştım, bu yüzden mi diye düşünüyorum bazen. Çünkü çok normal bir çocuktum. Arkadaşlarım vardı, neşeliydim, okulu seviyordum. 8. sınıfta bazı yanlış arkadaşlar edindim ama geçici bir dönemdi, onlar da o sene bitti gitti. Sonra liseye geçtim, babamla bağım tamamen kopmak üzereydi. Ben de artık evden bağımı koparmak üzereydim. Çünkü fiziksel ve psikolojik şiddetten artık bıkmıştım. O evde onunla durdukça nefes alamıyordum. Sürekli üzerime yürüdüğü anlar aklıma geliyordu. Elini kaldırıp hiç acımadan bana vurduğu, yumruk attığı, saçımdan çekip beni sürüklediği, oradan oraya vurup dövdüğü zamanlar…

Ortaokul ve lise hayatım dayak yemekle geçti. İçime kapanık bir çocuk oldum. Utangaç oldum. Korkak oldum. Lisede arkadaş edinemedim. Evet, evet, lisede sadece bir arkadaşım vardı. 9. sınıfta bir çocuğa aşık oldum. Onu hala seviyorum. İlişkimiz beş ay sürüp bitmişti, ona göre öylesine sevgili olduğu kızlardan biriydim ama benim için öyle değildi… Seneler geçti, şimdi acısı azaldı, yarası kapandı ama izi kaldı. Onunla ben daha çok değiştim. Bambaşka biri oldum. Gülmeyi unuttum, kendimi unuttum. Her gün tek başıma akşama kadar dışarda yürür, eve gelince de geç geldim diye dayak yerdim. Bu bir rutin olmaya başladı. Yaşım geçtikçe hakaretler sınırını aşıyordu. Son bir senedir satın aldığım takılarımı benden çalıyorlar. Nedenmiş, şeytanmış, başka işaretlermiş falan filan.

Ben Müslüman değilim. Takılarımı da kendi zevkime, tarzıma göre seçiyorum. Ama artık onu bile yapamıyorum. Kendim olamıyorum, kendim olmama izin yok. Artık kendime sığınacak yer, bu hayattan kurtulacak bir yol arıyorum. Bulamadım, hala bulamıyorum. Sadece artık onun canımı yakmasına izin vermiyorum. Bir evde iki yabancı gibiyiz. En son bana elini kaldırdığında o eli tuttum yapamadı. Ondan öncesinde beni öldüresiye döverken, sırtımı yumruklarken; etrafımda bulduğum bir şeyi kafasına geçirdim, hiç durmadım. O anki hazzı bilemezsiniz. Onun acı çekmesini o kadar çok istedim ki… Oracıkta ölsün, can çekişsin istedim. Sonra durdum çünkü bu ben değildim. Ben kimsenin zarar görmesini isteyecek biri değildim. Ama değişmiştim. Kendime ve başkalarına zarar vermekten hoşlanmaya başlamıştım. Bu dürtüleri gizliyorum, bastırmaya çalışıyorum hala.

Şimdi bir erkek arkadaşım var. Asla güvenmediğim ama deli gibi de sevdiğim. Ve onun da beni sevdiğini hissettiğim. Onunla bazı hayallerim var, yeterli maddi özgürlüğe kavuşunca onları gerçekleştireceğiz.

İşte böyle… Daha satırlara sığdıramadığım binlerce şey var. Hakaretler, dayaklar, psikolojimin geldiği nokta, yobazlık… Bence çok uzun ve detaylı yazdım ama paylaşmak zorunda değilsiniz, rahatlamak için yazdım. Herkese teşekkür ederim şimdiden. Asla kendinizden vazgeçmeyin, size söyleyeceğim son şey. Esenlikler…

(Görsel: Madeleine Hand)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.