Açılmak istediğimi kendime itiraf etmem yıllarımı aldı.

Merhabalar. Ben 20 yaşında bir üniversite öğrencisiyim. Dile kolay, 8 yıldır kapalıyım. Başta kendi kararım ile kapanmıştım. Doğru olan buymuş gibi geliyordu çünkü bize bu öğretilmişti. Annem de ablam da kapalıydı. Bunu sadece takdir ve sevilme ihtiyacı ile yapmıştım. Zamanla bu takdir ve sevilme hissi yerini özgüvensizliğe ve pişmanlığa bıraktı. Kapalı olmayı sevmeye ve kendimle bu şekilde barışmaya çok çabaladım. Açılmak istediğimi kendime itiraf etmem yıllarımı aldı. Bunu ilk fark ettiğimde kendimle uzun bir savaş verdim. Sancılı bir sürecin sonunda kapanmayı artık istemediğime karar verdim. Cesaretimi topladım. Kendi içsel çatışmalarım dışında bir de baş etmem gereken bir ailem vardı. Ama içim rahattı. Aileme güvenim tamdı. Başta biraz tepki gösterseler bile beni olduğum gibi kabul edeceklerini sanıyordum.

Babama, onunla konuşmak istediğimi söyledim. Benim için zorlu bir süreç olduğunu ama sonunda açılmaya karar verdiğimi söyledim. Her zaman bana şefkat ve sevgiyle yaklaşan babam, tamamen başka bir kişiye dönüştü. Bağırdı, çağırdı… Biraz çatışmayı göze almıştım. O yüzden sakindim. Babam evden çıktı. 1 saat geçmeden bir yakınımızı kaybettik. İlerleyen günlerde başka bir yakınımız kansere yakalandı ve onu da kaybettik. O kararlı ve kendimden emin halim uçup gitti. Pandeminin başlarıydı. Ailemden uzaklaşmak gibi bir fırsatım olmadı. Yemek yediğim zamanlar dışında odamdan çıkmıyordum. Psikolojik baskı çok fazlaydı. O dönem sadece aileme olan inancımı değil, kendime olan inancımı da kaybettim. Umutsuz ve yalnızdım. Bir süre evdeki kimseyle iletişim kuramadım. Sadece arada bir birileri bana bağırıyor veya konuşma adı altında beni sıkıştırıyordu. Babam sakinleştikten sonra konuşmak için yanıma geldi. Ruhsal olarak tamamen çökmüştüm. Yani aslında gerçekleşen şey karşılıklı bir konuşma değildi. Buna izin veremeyeceğinden, Müslüman olarak topluma karşı bir duruşumuz olduğundan, evlenirsem buna kocamla karar verebileceğimden bahsetti. Kendimi anlatamadım ya da ‘Hayır’ diyemedim. Böylece konu babamın açısından kapanmış oldu. Benim için kapanmamıştı. Sonrasında yaşadığım depresyondan bahsetmeyeceğim. Bahsetmek istediğim başka bir konu var.

Bu siteyi yeni keşfettim. Benim gibi olan pek çok kişi olduğunu gördüm. Yaşadığım mutluluğu tarif edemem. Yalnız olmadığımı bilmek güzel bir his ve benim yazdıklarım da burada yazanların bana yardımcı olduğu gibi başkalarına yardımcı olacaksa birkaç satır yazmak isterim. Bir gram pişman değilim. Geçen 1,5 yıl içerisinde yaşadığım varoluşsal sancılardan, depresyondan, psikolojik şiddetten… Ağırdı. Zordu. Ama bu benim ilk defa güvenli bölgemin dışına çıkışımdı. İstediklerimde başarısız oldum. İyi ki başarısız oldum. Her şey yolunda gitseydi bir şeyleri asla sorgulamayacaktım. Acı çektim. Hayattan uzaklaştım. Ümidimi yitirdim. İyi ki yaşamışım bunları. Farkına vardım. İstediklerim bana birileri tarafından verilmeyecekti. Kendim alacak ve sonuçlarına da kendim katlanacaktım. Eğer bunun farkına şimdi varamasaydım ileride çok daha sancılı ve uzun bir şekilde aynılarını yaşayacaktım. Kendimi suçladım. Kendimden nefret ettim. İyi ki etmişim. Artık kendimi neden ve nasıl sevmem gerektiğini iyi biliyorum. 1,5 yıl önceki ben’le hem aynı kişiyim hem tamamen farklıyım. Değerim hiç değişmedi. Zekâm, yaratıcılığım, ideallerim, duygusal yoğunluğum, duyarlılığım hiç değişmedi. Ama kendime güvenim, kendime bakışım, kararlığım, hayata bakışım değişti. Bu yeni ben ile gurur duyuyorum ve onu seviyorum. Hâlâ halletmem ve çözüme ulaştırmam gereken meseleler var. Geçen yılki meselelerle aynı, hatta katbekat fazlası… Konu aynı ama ben farklı bir kişiyim. Daha önce aştım. Yine aşacağım. Daha fazlasını yapacağım. Belki yine tökezleyeceğim. Sonra yine ayağa kalkacağım. Geçen 1,5 yıl hayatımın en zor ama en kıymetli parçalarındandı. Bu kaybedilmiş ufak savaştan daha güçlü bir ben olarak ayrıldım. Artık kimseyi suçlamayacağım. Bir şeylerden memnun değilsem o şeyi kendim değiştireceğim. Sadece kendim için. İyi olacağım. Zorluklara rağmen değil, zorluklarla birlikte. Bu zorluklar hayatı kıymetli yapıyor. Hayat yaşamaya değer!

(Görsel: Belhoula Amir)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.