Abim, açılırsam annemin kimseye bakacak yüzü olmayacağını ve bir daha çalışamayacağını söyledi.

Merhaba. Haziran 2016’da eski en yakın arkadaşımla aldığımız karar doğrultusunda kapandık. Ben 15, o da 14 yaşındaydı. O yaşta nasıl bu karara vardım, orası da akıl alır gibi değil… 8. sınıfın bitmesine 1 ay gibi bir süre vardı. Arkadaşım ortaokuldan mezun olunca kapanacağını söylemişti. Bu, o an bana çok cazip gelmişti; neden ben de kapanmayayım ki, dedim. 2 hafta kadar sonra bunu ailemle paylaştım. En çok babam sevinmişti. O mutluluğu görmeniz lazımdı… Onu bu kadar basit bir şeyle mutlu ettiğim için kendimle gurur duymuştum. Bana bir daha açılamayacağımı söylediğinde pek dikkate almadım çünkü o zamanlar çok istekliydim ya da meraklı… O zamanlar kapanmayı basit bir durum gibi görüyordum. Karne günü geldiği zaman arkadaşımla ilk defa kapalı olarak, o okula son kez karnelerimizi almaya gidecektik. O gün nedense sınıftakiler tarafından görülmekten inanılmaz çekiniyorduk. İkimiz de ortaokulda hiçbir zaman sevilmedik ve hep alay edilen taraf olduk. O zamanlar ikimiz de kiloluyduk, dalga geçtikleri zaman ya sinirden ağlardık ya da onları döverdik. O gün kimseye görünmeden karnelerimizi alıp geldik. O gün ve devamındaki birkaç hafta boyunca herkes beni kapandığım için takdir etmişti. O zamanlar inanılmaz mutluydum. Sadece yaz sıcaklarına alışmak zordu. O yazın sonunda puanımın yettiği bir İmam Hatip lisesine başladım. Tamamen kendi tercihimdi ve puanımın ona yettiğini düşündüğüm için bunu yaptım. Kapandığım için hiçbir zaman tepki ya da zorlama gibi şeylere maruz kalmadım. Lise yıllarım gerçekten güzel geçti. Üniversite 1. sınıftayım ve okulum bu hafta bitecek, buna rağmen lisedeki ortamı gerçekten özlüyorum. Üniversitede ilahiyat okumam için bana hiçbir zaman baskı yapılmadı. Bu yüzden şanslıyım ve sağlık bölümü okuyorum.

Tek bir şey için baskıya maruz kalmıştım. 11. sınıfın ortasında açılmak istemiştim ve kendimden emin olmak için yaz tatiline 1 hafta kalıncaya kadar beklemiştim. O kadar korkuyordum ki anneme anlatmaya… Bunu, annemin ve benim çok sevdiğimiz bir ablama anlattım. Bana hep destek verdi ama bir yandan da kendisine günah yazılmasından korkuyordu. Tabii ki anlıyordum, onun yerinde olsam ben de korkardım. O son hafta annemin başka bir arkadaşının evinde çok sevdiğim ablam, annem ve 3 kişi daha oturuyorduk. Orada ablam bana anlatmak isteyip istemediğimi sessizce sormaya çalışsa da oradaki herkes bir şey olduğunu anlamıştı. O, benim yerime durumu anlattı. İlk başta hiçbirinden ses çıkmadı. Annem, “Çok istiyorsan açıl, ben bir şey yapamam artık ama baban ve abinin tepkilerinden ben sorumlu olmam” dedi. O akşam herkes anneme “İstemiyorsa zorlamayın abla, çok erken kapanmış zaten” dedi. O günün ertesi günü karnemi almaya okula gitmiştim. Geldiğimde abim evdeydi ve benimle konuşmak istediğini söyledi. Eğer açılırsam babamın beni evden çıkartmayacağını, okutmayacağını ve döveceğini söyledi. Babamdan hiç dayak yemediğim için korkmuştum. Ondan sonra da açılırsam annemin kimseye bakacak yüzü olmayacağını ve bir daha çalışamayacağını söyledi. Bunları bana anlatırken annem mutfakta ağlıyormuş. Ben hiçbir şey söyleyemeden iyice düşünmemi ve ona göre akşam babamla konuşacağını söyledi. O korku bedenimi öylesine sarmıştı ki babama anlatmamasını söyledim. O ablama da vazgeçtiğimi, bir anlık gelen bir heves olduğunu mesajla yazdım. Fakat bu asla böyle olmadı.

Aradan koskoca 2 yıl geçti ama içimden bu istek asla geçmedi, geçeceğini de zannetmiyorum. Düşünce yapım ve davranışlarım asla tam tesettürlü biri gibi olmadı. Daha iş hayatına atılmadığım için bu kararımı aileme söyleyemiyorum çünkü ya beni eve kapatırlar ya da evden atarlar. İş hayatına atılırsam ev tutup kendimi garantiledikten kararımı açıklamayı planlıyorum. Başka bir planım da var: Evlenip açılmak. Sırf bunun için evlenebilirim. Bu kulağa acımasızca geliyor ama zafere ulaşmak için yapılan her şey mubahtır, değil mi? Keşke her zaman yanımda olacağından emin olduğum biri olsa da şimdi yapsam ama böyle bir şey pek söz konusu değil. Düşüncelerin biraz geride olduğu bir yerde yaşıyorum. İleride İstanbul’dan taşınmayı düşünüyorum ama Anadolu Yakası’nda da yaşayabilirim gibi geliyor. Başarmak için sabredebilirim fakat olacak olayları düşününce de korkmuyor değilim. Eğer bana fikirlerinizi, tavsiyelerinizi yazarsanız seve seve okurum ama cevap yazmayabilirim, anonim kalmak istiyorum. Bunun için kusura bakmayın.

Özür dileyerek devam etmek istiyorum. Bir önceki yazdığım mektupta eksik bir şeyler olduğunu fark ettim. Söylemek istediğim şey şu: Beraber kapandığımız eski arkadaşım! Eğer bir gün bu paylaşım Instagram’da karşına çıkarsa bil ki diğer tarafta iki elim yakanda olacaktır. Sen beni de kandırıp kapandın ve yakın zamanda açıldın. Ben ise korkuyla tek başıma, destekçim olmadan bu şekilde yaşamak zorundayım. En azından kendi ayaklarımın üzerinde durana kadar… Sana hiçbir zaman hakkım helal olmayacak. Hiçbir zaman sana merhamet etmeyeceğim. Hiçbir zaman iyi duygular beslemeyeceğim. Umarım benim yaşadığım duyguları en acı şekilde sen de yaşıyorsundur. Normalde kimsenin kötülüğünü istemeyen bir insanım fakat sen bunu sonuna kadar hak ediyorsun!

(Görsel: Franz Lerch)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir