Öğretmen olarak atandım, hâlâ çocuk muamelesi görüyorum çünkü ben bir kadınım.

Bana ruhumu öldürttüler. İstedikleri gibi bir ben yaratmak için olduğum kişiden kopardılar. Çocuk yaşta başımı örtüp dilimi susturdular. İçimdeki çocuk hiçbir zaman dışarı çıkamadı. 25 yaşıma geldim, hâlâ o çocuğun ölmemesi için kendimle savaş veriyorum. Öğretmen oldum, hâlâ tek başıma yapabildiğim bir aktivite yok. “Tek başına çıkma, arkadaşlarınla gezme, biz seni gezdiririz, şunu giyme, bunu yapma”. Ben de insanım demeye bile fırsatım yok. Keşke başardım, zor olsa da bir şeyler yaptım diye ekleyebilsem buraya. O kadar kırgınım ki herkese ve her şeye. Varsa tanrı, cehennemi yanlış yerde tanıtmış. Asıl cehennem her gece ağlayarak uyuduğum odam.

Yazarken zorlansam da yine yazıyorum. Günlerdir kafamda intihar düşüncesi var. Var olmanın müthiş duygusuyla yok olmanın inanılmaz isteği arasında boğuluyorum. İçimde akan gözyaşlarım deniz oldu, çektikçe daha çok dibe çekiyor. Aile baskısı bir insanı hayattan soğutacak kadar ileri gidebilir mi? Evet, gidiyor hem de onlar bunun farkında bile değil. Tutucu, aşırı korumacı, kuralcı yapıları beni kukla yaptı. Sahip olduğum tek şey düşüncelerim. Artık onlar da acıtıyor, beynimi kemiriyor. İki farklı insan olmak ama ikisini de yaşayamamak. Ben kimim, neyim; bilmiyorum. Gerçek benliğim içimde sıkışıp kaldı, onların istediği ben’e ise katlanamıyorum. Gerçekten tek çarem ölüm mü, bunu da bilmiyorum. Tutunduğum tüm dalları kırdılar, neye sığınacağımı da bilmiyorum. Bir tanrım da yok bir inancım da. Başımdaki örtü boynuma geçirilmiş bir zincir gibi.

Öğretmen olarak atandım, hâlâ çocuk muamelesi görüyorum çünkü ben bir kadınım. Okula bile tek başıma gidip gelemiyorum. Okul ve ev dışında dışarıyı görmedim. “Lan ben de insanım, nefes almaya ihtiyacım var” diye bağırsam da kulaklar sağır olmuş. Sessiz çığlığımı da duyan yok. Keşke ailemi bu kadar sevmeseydim. Ruhumu öldürmelerine rağmen onlara kıyamayışım beni en sonunda öldürecek. Ruh yoksa beden niye var olsun? Bu kendime haksızlık olmaz mı? Canımı yaktım, bedenime zarar verdim, tüm şeylerin hıncını canımdan çıkardım ama hiçbir işe yaramadı. Ölü bir ruhu taşımaktan yoruldum. Düşüncelerimde boğulmaktan yoruldum.

(Görsel: Alberto Morrocco)

Comment (1)

  1. Sevgili Kızkardeşim,
    Tez zamanda ailenden uzaklaşıp, ruhuna uygun insanlara yaklaşman temennisiyle sana aşağıdaki şiiri hediye ediyorum. Sevgilerimle…

    Duygular, duygular, duygular.
    Bırak kentleri, bırak yapıların görkemini, yoksulluğunu, bırak yolları, istasyonları, insanları, yabancıları, sevdiklerini, çocukluğunu, ölen uzaktaki insanlarını.
    Bırak, bırak, bırak içinde seni kemiren seni bırak.
    Bak nerelere varıyor gökyüzü.
    Hangi zamanlara.
    Hangi sonsuzluğa.
    Git.”

    Yaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer Özlü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir