Benim için bir hevesti, daha doğrusu annemi taklit etmiştim.

Adım Ebru, 15 yaşındayım ve yakında 16 olacağım. 5 yıldır zorla kapalı tutuluyorum. Küçük bir çocukken annemden gördüğümü yapar ve başörtüyü kafama koyup “Kapalı olacağım” dermişim. 9 yaşındaki bir çocuk nereden bilebilir ki başörtünün sorumluluğunu? Annem, ben ortaokula geçer geçmez beni kapattı. İlk yılımda pek sıkıntı olmamıştı çünkü okulda kapalı, dışarıda açıktım. Zaten bir hevesti benim için, daha doğrusu annemi taklit etmiştim. Hatırlıyorum… Babam beni o yaşta kapatmak istememişti, “Küçük” demişti ama annem “Zaten büyüyünce kapanacak, şimdiden alışmış olur” demişti. Tabii ben neler olduğunu bilmiyorum, başımdakinin yalnızca bir kumaş parçası olduğunu zannediyorum. Oysa kafamdaki bu kumaşın; vücudumu, ruhumu ve özgürlüğümü kaplayan bir zincir olduğunu nereden bilebilirdim?

6. sınıfa geçtiğimde yanlış giden bir şeyler olduğunu anlamış olmalıyım çünkü kafamdaki kumaşı istemediğimi fark ettim. Bunu anneme söyledim ve kabul etmedi. İzin vermedi.

7. sınıf oldum, 8. sınıf oldum, 9. sınıf oldum. Her seferinde onlardan izin istedim. Onlar da her seferinde izin vermedi. Onlar izin vermedikçe kafamdakinden ve ailemden nefret etmeye başladım. Şimdi 10. sınıf oldum. Hâlâ aynı durumdayız. Birçok kez bağıra çağıra, ağlaya ağlaya kavga ettik. Sonradan fark ettim ki aslında en büyük suçlu babamdı. Babam yüzünden annemin eli kolu bağlıydı. Babam olmasaydı annem beni açar mıydı, pek emin değilim ama en azından beni bu İmam Hatip zindanından çıkarabilirdi. Ortaokulumu İmam Hatip seçtikleri gibi lisemi de benim kararlarıma hiç saygı duymadan kendileri seçmişti. Hatırlıyorum… Bir keresinde TÜGVA bizi bir yere götürmüştü. O sıralar 7. sınıfa gidiyordum. Gittiğimiz yer şişme balonlardan oluşan bir eğlence parkıydı. Oradayken yağmur yağdığı için çok ıslanmıştım ve annem üzerimden birkaç parça çıkarmıştı. Başörtümü de çıkarmasını istemiştim ve çok ıslak olduğu için çıkarmıştı. O anki mutluluğumu anlatarak dile getiremem. O alanda koşarken yüzümde gülücükler açıyordu. Gerçekten çok mutluydum. Onlar benim bu mutluluğumun farkında bile değildi.

2 hafta kadar önce arkadaşım bize gelmişti. Arka odaya geçip Omegle’ye girmiştik. Ben zaten kapalı olmak istemediğim için saçım açık bir şekilde girdim. O an birazcık bile vicdanım sızlamadı. Çünkü ben zaten bu hayatı istemiyordum. O halde gizlice de olsa mutlu olabilirdim, değil mi? Eğer ailem uzak bir yerlere tek gitmeme izin verseydi dışarıda da açık gezerdim ama tek başıma hiçbir yere gidemiyorum. Bana çok fazla psikolojik baskı yapıyorlar. Hatta bir keresinde öyle bir noktaya gelmiştim ki bileğimi kesmeye çalıştım ama olmadı. Sonrasında annem yarayı görmüş ve çok kızmıştı. Bir daha olursa babama söylemekle tehdit etti. Bir şey diyemedim. Çünkü evdeki herkes babamdan korkar. Evliliklerinden 4 yıl sonra doğan ilk çocuk olmama rağmen ben doğduğumda ağladığım için başka bir odaya giden adam o. Ben 3 yaşındayken, kendisinin başı ağrıdığı sırada ağladığım için saçımdan tutup yerden yere vurmuş bir adam. Baba demeye utandığım adam. Zaten önceden de depresyon hapları kullanmış.

Keşke, diyorum. Keşke beni özgür bıraksalar. Yemek vermesinler, hiçbir şey vermesinler; ben başımın çaresine bakarım ama bana özgürlüğümü versinler. Bazen ailemin ölmesini bile istiyorum. Belki de onlar ölse daha güzel bir hayatım olur. Kendi ayaklarının üzerinde duran güçlü bir kız olurum. Özgür bir kız.

(Görsel: Sliman Mansour)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.