Bağnaz bir ailede büyümek bana çaresizliğin ne demek olduğunu çok güzel öğretti.

Başörtüyü takıp dışarı çıkınca sanki bambaşka bir karaktere ya da role giriyormuşum gibi hissediyorum. Sanki kendimi ve ruhumu örtünün arkasına hapsediyorum ve çıkarana kadar bana ne söylenilirse onu yapıyorum. Çünkü o başörtüyü takınca zaten kendimi ruhumu hissetmiyorum, ne yaparsam yapayım ben yapmış olmuyorum. Tıpkı bir robota dönüşüyorum. Çok tuhaf ama gerçekten kendimi bir hiç gibi hissediyorum. Mesela dışarıda saçları salık şekilde gezen kızlara özeniyorum, bana göre dünyanın en şanslı insanlarındanlar. Oysa çok basit ve normal bir şey gibiymiş duruyor ama kimine göre dünyanın en büyük şansı.

En son 6. sınıfta açıktım. Üzerinden 5-6 yıl geçmiş ve saçlarımı rüzgârda hissetmenin nasıl bir duygu olduğunu bile hatırlamıyorum. Saçlarımın yağmurda ıslanmasını hissetmek istemem suç mu? Güneşi tenimde hissetmek istemem suç mu? Beni en ufak duygulardan bile mahrum bırakan herkesten nefret ediyorum. Dindar ve bağnaz bir ailede büyümek bana çaresizliğin ne demek olduğunu çok güzel öğretti.

Sevgi ve saygı ile kalın. Yarının hayallerinize bir adım daha yaklaştığınız bir gün olması dileğiyle.

(Görsel: Karl Hofer)

Comment (1)

  1. Nihan Kaya okumanızı öneririm. İnstagramdan takip etmek isterseniz @nihanka7 bu dünyayı birlikte güzelleştireceğiz pes etmek yok

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.