Annem her zaman kadınların başında bir erkek olması gerektiğini düşünen kadınlardan olmuştu.

Birkaç ay önce anneme açılmak istediğimi söyledim. İlk önce “O kadar söylemek için kıvrandığın şey bu muydu? Ben de kötü bir şey oldu sanmıştım.” dedi. Bu sözleri duyunca umudum yükselse de sözlerinin devamı gelince hayatımda yaşamadığım hayal kırıklığını yaşadım. Bana “Baban asla izin vermez unut bunu. Bir gün evlenirsin kocan müsaade eder, o zaman babana laf düşmez ama şu an baban izin vermez.” demişti. Bunları duyunca kalbimin kırılma sesini duymuştum adeta.

Annem her zaman kadınların başında bir erkek olması gerektiğini düşünen kadınlardan olmuştu. Ben bu düşüncesini onaylamazdım ve bunu dile de getirirdim. Beni kınardı ve sohbetimiz burada biterdi. Asla tartışmazdık, çünkü korkardı. Annem hayatımda gördüğüm duyuları en güçlü insanlardan olabilir. Benim düşüncelerimi ve bir gün neler yapabileceğimi biliyordu. Kendi öz kızından korktuğu içinse tartışmaya girişmiyordu. Öz annem benim düşüncelerimden korkuyordu.

Babamdan bir zamanlar nefret ederdim. O olmasaydı açılabilirdim, o olmasaydı annemin saçma din düşünceleri olmazdı çünkü annem, babam yokken asla dindar biri değildi, o olmasaydı özgür olabilirdim. Oysa babam vardı, başım örtülüydü, annem işlediğimiz günahları yüzümüze vururdu ve ben bir kuş misali kafese tıkıldıydım. Ailem beni sever ve ben de onları severim. Ancak özgürlüğü her şeyden çok seviyorum. Ailemi sevsem de onları üzmek pahasına mutluluğumun peşinden gideceğim. Her ne kadar yobaz olsalar da onlardan nefret edemiyorum çünkü onlar da dinin getirisi korkularla büyütülmüşlerdi. Yine de sorgulama zahmetine girmedikleri için onlara hep kızgın kalacağım.

Birkaç ay önce teyzem doğum yaptı. Annemle babam da bebeği görmek için şehir dışına gittiler birkaç günlüğüne. Yıllar sonra ilk defa rüzgârı saçlarımda hissettim o gün. O kadar mükemmeldi ki… Şu an yazarken o hissi anımsamak tüylerimi diken diken yapıp gözlerimin dolmasına sebep oluyor.

Arkadaşımla parkta buluşmuştum. Doğum günü hediyesini vermek ve o günü daha da özel kılmak için saçlarımı açıp gitmiştim. O kadar güzel bir histi ki etrafta birilerinin beni tanıyacak olmasının önemi yoktu. O an sadece ben ve rüzgârın tatlı okşayışı vardı.

Parka varır varmaz dostumla her buluşma rutinimizde yaptığımız gibi sarıldık ama saçlarımı açmak o kadar özgür hissettirmişti ki en güvendiğim insanın kollarında olmanın etkisiyle de mutluluktan ağlamıştım. Bu anıları düşünmek yeniden ağlamama sebep oluyor.

Birkaç saat öncesine kadar cesaretimin kırıldığını ve açılmaktan vazgeçtiğimi düşünmeye başlamıştım, ama ailemden daha çok korktuğum bir şey varsa o da korkularımın yön verdiği bir hayatta yaşamak. Ne kadar korkarsam korkayım asla cesaretimi yitirmeyeceğim çünkü önemli olan korkusuz olmak değil cesur olmaktır. Kaybedecek çok şeyimiz varken aynı zamanda hiçbir şeyimiz yok. Biz bir ordu, aynı zamanda hiçbir şeyiz. Kaybedecekleriniz uğruna kazanabileceklerinizden feragat etmeyin. Korktuğunuz için hiç olduğunuzu düşünüyorsunuz ama aslında etrafınızda sizi bir ordu yapacak kadar destekçiniz var. Bunlar benim için dostlarım oldu. Siz de kendinizinkileri bulun ve mücadelenizden vazgeçmeyin.

Şunu da asla unutmayın. Kimse size sizden daha fazla değer vermez. Önce kendinizi sevecek ve mutlu edeceksiniz.

(Görsel: Georg Schrimpf)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.