Hiçbir zaman kendimi başörtüye ait hissetmemekle birlikte hep bir gün özgür olacağımın hayalini kurdum.

Merhaba, ben, yalnızca birkaç gün sonra 20 yaşına girecek genç bir kızım. Biraz sen, biraz o ve biraz da ben’im. Sayfadaki hemen hemen her mektubu okuduğumda ürpermekten kendimi alıkoyamadım, çünkü bir kelimede dahi olsa kendimi gördüm. Birazdan anlatacağım benim hayatımda da sizin kendinizi görmemenizi umut ediyorum.

Güzel geçen ilkokul yıllarımın ardından, ortaokul 2’de okulca okul değiştirmemizle ve semtimizin en züppe öğrencilerinin bulunduğu okula gitmemizle hayatım alt üst oldu. Sınıf arkadaşlarımdan bir yaş küçük olmanın verdiği ezikliğin yanına, popülerlik, kast sistemi ve manken gibi öğrencilerin olduğu bir düzene düşmüş olmak feleğimi şaşırtmıştı. Ailesi dindar ve muhafazakâr olan ben, onlara ayak uydurmak için çeşitli yollara başvurup aileme yakalanmamın ardından sırf gözlerine girebilmek için 12 yaşında kapandım. Bir gün kapanacağımı biliyordum ve daha o yaşlarımda dışarı çıkmam, abimin terasımızdan (oldukça yüksek) arkadaşımın abisinin göğüslerime baktığını görmesiyle(?) yasaklanmıştı. Asla öyle bir şey yaşanmamıştı tabii ki. Her neyse…

Hiçbir zaman kendimi başörtüye ait hissetmemekle birlikte hep bir gün özgür olacağımın hayalini kurdum; daha büyük hatalar yaptım ve daha büyük sonuçları oldu. Sanki günahlarımın bedelini ödemem gerekiyormuşçasına tesettürü ailemin istediği sınırlarda kullandım. Tunik boyumu uzattım, dar pantolon giymedim, ama artık dayanamadım ve iki yaz önce aileme açılmak istediğimi anlattım. Elbette hiçbiri izin vermemekle birlikte akrabalar ne der kafasına girip asla izin vermeyeceklerini söylediler. Akrabalarım uyuşturucu ticareti, hatta kadın ticareti yapan, kendi kuzenini ve kardeşini dolandıran, metresleri olan, bazısı dövmeli ve içkili tiplerdir; ancak ben bunların bir kez olsun ayıpladığını duymadım.

Pes ettim. Yemek yemedim, odamdan çıkmadım, inme inecek şekilde sinir krizleri geçirdim. Olmadı, kararlarından dönmediler.

Açıktan okuduğum üniversite bu yıl biterken, ben ikinci üniversite için çalışıyorum. Sınavdan sonra aileme izin istememek şartıyla aldığım kararı açıklayacağım. Yıllardır aile dostumuz ve aynı zamanda komşumuz olan bir arkadaşımızın 25 yaşındaki kızı aylar önce açıldı. Annesi hocalar getirtti, kardeşleri konuşmadı, benim ailem hâlâ daha ayıplıyor. Öyle bir kültür haline getirmişiz ki bu durumu, ne kızın içki bağımlısı olan ve eve gelmeyen babası konuşuluyor ne de benim annemi, abimin anaokulu öğretmeniyle aldatan, iki yeğenine sevdiği kadının adını veren babam… Daha bu sabah kız için tonlarca laf etti. 25 yaşında, mimar ve dünyanın en iyi insanlarından biri olan kız sırf açıldı diye insandan saymadı babam onu. Her neyse.

Dün bu ablayla gece 12’ye kadar konuştum. Göreceğim psikolojik ve fiziksel şiddete razı olduğumu söyledim. O bana aileme açıklamamda yardımcı olacak. Abisi abimin en yakın arkadaşı, onu da araya sokacak bir şekilde. Ne olursa olsun başaracağım. Kazanmak için uğraştığım üniversiteye gitmeme engel olacak dahi olsalar, o yeşil saçlarımı rüzgârda savuracak ve kendi kimliğimi herkese göstereceğim. Sevgiyle kalın.

(Görsel: Moïse Kisling)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.