Annem, örtü takmam için bana sürekli zorbalık yapıyor ve nasıl okul okumayıp medreselerde vakit geçireceğim ve evleneceğim hakkında zemin hazırlıyordu.

Bu benim çaresiz kaldığımda ve sıkışmış hissettiğimde yazdığım sayısız yazılarımdan biri. Eski yazılarıma kıyasla çok daha sağlıklı, güçlü ve zindeyim fakat istediğim seviyeye çıkmak için önümde kat etmem gereken uzun yıllar var. Yedi senedir örtülüyüm, dört senedir Müslüman rolü yapmaktayım. Geçen ay hep yapmak istediğim ama asla cesaret edemediğim bir şey yaptım: Dışarıya açık çıktım. Bunu sevgilimle yaptım, bunu dershanemin ve okulumun semtinde yaptım ve yaparken hiçbir korku hissetmedim. Saçlarımın rüzgarla teması, tanıdık biri ile karşılaşırım diye içten içe yiyip bitiren korku ve bu korkuyu bastıracak kadar baskın gelen özgürlük ve başarı hissi. O gün, hiç bu kadar mutlu kahkaha atmadığımı fark ettim, yaşadığımı hissettim. Önümde daha uzun yollar olduğu gerçeği hâlâ geçerliydi ama o an kazandığımı hissettim. Yaşam enerjisi beni doldurdu, evrenle yani tanrımla bütünleştim, hiç olmadığı kadar yüksekteydim ve parladım. Aşkı hissettim, yanımda hem sevgilim hem de kendim, en çok görmek istediğim haliyle oradaydı. O benim kapalı olduğumu bilmiyor, beni bırakıp gideceğinden dolayı korktuğumdan söylemedim değil, beni böyle tanımasını istediğim için anlatmadım ona. Anlatamadım, kendimi o kadar benimsedim ki bu uçuşan saçlarla ve güzel gözleri bana bakarken dilim tutuldu, susup kaldım. Sevmediğim şarkılar çaldı ve ben sadece gülümsedim, hiçbir şey rahatsız edemez, atak geçirtemezdi bana. Sinir krizlerinin durmasına bir sene daha var ama ne zaman saçlarımı açsam zaman duruyor, sadece ben olmuş oluyorum. Minnettarlıktan gözlerimin dolduğu anlar bana eşlik ediyorlar. Yaşamak istiyorum, yaşamdan da öte oluyorum. Sadece kendim oluyorum anne, dışarıda gözükmeye çalışan Zeynep ne kadar aksi ne kadar sert ise asıl Zeynep tam tersi. Keşke annem o anlarda beni görebilse, suratıma tükürmeden ve bana benden nefret ettiğini belli eden bakışlar atmadan. Anneme gösterebilsem görebilir mi diye meraklardayım.

Beşinci sınıftaydım, kilolu ve yapılıydım, memelerim belirgindi; annemin ikazları, benim de parktaki diğer çocuklar gibi vakit geçirmeme engel oluyordu, annem sesini kesmeden bana sürekli örtü takmam için zorbalık yapıyor ve nasıl okul okumayıp medreselerde vakit geçireceğim ve evleneceğim hakkında zemin hazırlıyordu; babam her şeyden beni, on yaşındaki kız çocuğunu, sorumlu tutup annemin bütün sorumluluklarını bana yüklüyordu. Annem tüm gün yatak odasında yatar ve Aşk-ı Memnu izlerdi. Bunu cidden ve sürekli yapardı. Yıpranmış sinirlerimin, dozsuz duygularımın ve sevgi açlığımın, bahsi sadece psikolog odalarında ve bu sayfada geçen madeni işte bunlardır.

Ben yorgun ve yıpranmış biriyim, ondandır sesimin tonu ya çok düşüktür ya da çok alçak. Sevmeyi de bilmiyorum, resmen yürüyen daddy issues’um. Hiçbir sevgilim benden küçük ya da bana yaşıt değildi. Mutlaka büyük, olgun, zeki ve manipülatif biri olması gerekiyor ki etkilenebileyim, duygularım tamamen karşıdakine ait olabilsin. Çoğu zaman cinsellik için kullanılıp atıldığımı düşünüyorum, dışarıdan ne kadar sert ve ters biri olarak gözüksem de bahsettiğim kriterlere uygun biri karşıma çıktığında resmen başımın okşanması için bile deliye dönüyorum, tek istediğim sevgi, şefkat ve aşk olmuş oluyor. Kendimi kaptırıyorum ve o kadar kaptırmak istiyorum ki sonunu bildiğim halde yaşadığım her şey beni süper hissettiriyor. İyileşmek istiyorum ve buna ancak matematik ile ulaşabiliriz bu koşullar altında. Kendinizi sevin, önceliğiniz siz olsun. Bu coğrafyada yaşayan bizler, sizleri seviyorum.

(Görsel: Lyubov Panchenko)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.