Yasalar izin verse beni ortaokula dahi göndermeyeceklerdi.

Hislerimi yazmakta hep zorlanmışımdır, ama deneyeceğim.

Buradaki birçok kişi gibi benim de dindar ve baskıcı bir ailem var. Aslında din konusu haricinde çok iyi anlaşırız. 12 yaşındayken annemin isteği ile kapandım ama o zamanlar İmam Hatip’e gönderildiğim için bunu çok da umursamıyordum. Küçüklüğümden beri bana okumayacağım, liseye gitmeyeceğim söylendi. Hatta yasalar izin verse beni ortaokula dahi göndermeyeceklerdi. Öyleydi ya, kızlar okumazdı, hem ne gerek vardı ki? Tanrı onları evde kalmaları için yaratmıştı. Kuzenimle beraber “Erkek olsam şu mesleği yapardım, şu okulu okurdum” diye konuştuğumuzu hatırlıyorum.

8. sınıfta biraz asosyalleştim. Okumama fikrini mecburen kabullendim ve liseye açıktan başladım. Ancak daha ilk yıl, benim istediğim şeyin bu olmadığını anladım. Yani başımızda lise var. Yaşıtlarımı gördükçe gerçekten içim yanıyor. Gerçekten bunalıyorum. Okula gitmediğim için sadece tek bir arkadaşım var.

Şimdi 11. sınıftayım. Anneme, izin verse de vermese de üniversiteye gideceğimi söyledim. Başlarda beni kâle dahi almadı. Sonrasında konuşmalar ciddileşince ben sakin tavrımı koruma rağmen bana “Hem 1 seneye ne olacağını bilemeyiz. Belki ölürüm, rahat rahat gidersin istediğin yere” ya da “Üniversiteye gidersen bizi hayatından silip atmışsın bil” gibi sözler söyledi. Bilmiyorum, gerçekten çok acıtıyor. Derslere çalışıyorum, bunun önemli olmadığını, kendimi boşa yorduğumu söylüyor. Konuşmalarında kendinden gayet emin, benim ailemi aşmayı başaramayacağımdan tamamen emin. Tek bir şüphesi bile yok. Beni en çok savunmasız bırakan da o. Sanki yapamayacakmışım hissi geliyor. Bu konuda bir tartışma yaşanınca tüm çalışma isteğim kaçıyor. Sadece düşüncelere dalıyorum. Henüz babamla konuşmaya cesaret edemedim, onunla aram daha iyi ama zaten beni sınavlara çalışmaya iten tek şey de bu. Eğer şimdi konuşup reddedilirsem tamamen pes edeceğimden korkuyorum. Üstelik güzel sanatlar için hazırlanıyorum, haliyle bu beni daha da tedirgin ediyor.

Sadece en doğal ve yasal hakkım olan eğitimim için bu kadar çabalıyorken, benim bu dini reddettiğimi söylememi bırakın, başımdaki aksesuardan kurtulmam tamamen ütopik geliyor. Ben daha etek yerine bol pantolon giydiğim için evde hoş olmayan bakışlarla süzülüyorum. Cidden ne yapacağımı bilmiyorum. Ailemi tüm bunlara rağmen sevmesem belki fevri karar almak benim için bu kadar zor olmazdı. Çabalamama rağmen başaramayacak gibi hissetmek sanırım en kötüsü…

(Görsel: Paula Modersohn-Becker)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.