İlk regl olduğumda, kısa kollu giymek istediğimde annemin “Ya üzerine hırka giyeceksin ya da hiç giymeyeceksin.” demesiyle ilk tartışma yaşandı

Merhaba,

Bu siteyi yaklaşık 1 hafta önce, artık baskıdan bunalıp derdime derman bulma umuduyla gizli sekmeye “ailem kapanmaya zorluyor” yazdığımda keşfettim. Aslında zorluyorlar desem yalan olur, zorlamıyorlar desem de. İlginç bir hikayem var, buraya yazarak biraz olsun rahatlayabileceğimi umuyorum.

Kendimi bildim bileli asla şort, crop, atlet tarzı şeyler giymedim. 2 yaşımda, 3 yaşımda, 4, 5, 6 yaşlarımda… Çok hevesliydim bunları giymeye, öyle götümü başımı açmak değildi derdim. Özeniyordum sadece. Hep içimde bir heves olarak kaldı istediğimi giyebilmek, ki hâlâ da öyle.

Baskı hep vardı, ama 5. sınıfta, ortaokula ilk başladığımda artmaya başladı. Din ile bir zorum yoktu, bana ne öğretilirse onu yapıyordum, mutluydum da. Kendi isteğimle imam hatibe de gitmiştim ama böyle olacağını bilseydim hayatta gitmezdim. Sonra baskı arttı. Tunikler, bol pantolonlar, uzun kollular… Bir tayt veya dar pantolon biye giyemiyordum. Giyebildiğim en açık şey kısa kolluydu. O da 6. sınıfın sonunda tartışmaya neden olacak bir konu hâline geldi zaten. Benim baba tarafım doğulu, anne tarafım da oldukça dindar insanlar. Baba tarafında neredeyse tüm amcalarım imam ve amcalarımın, babamın amcaları ise şeyh (Allah dostu, ermiş anlamına geliyor bilmeyenler için.), ve baba tarafındaki tüm kadınlar çarşaflı, yaşıtım kuzenlerim de kapalı. Anne tarafım da baba tarafım kadar dindar olmasa da dindarlar ve tüm kadınlar kapalı. Daha 5. sınıfta bayramlarda, özel günlerde veya ara ara “alışayım” diye uzun etekler, uzun kollular, tunikler giydirmeye başladılar. Baba tarafındaki tüm kız kuzenlerimin 4. sınıfta kapandığını göz önünde bulundurursak benim o kadar dayanmam bile mucizeydi.

Her neyse bu böyle devam etti, ancak 6. sınıfta regl olduğumda, kısa kollu giymek istediğimde annemin “Ya üzerine hırka giyeceksin ya da hiç giymeyeceksin.” demesiyle ilk tartışma yaşandı. Anneme daha erken olduğunu anlatmaya çalışıyordum ama ağzımdan çıkan her kelime şeytanın vesvesesi olarak görülüyor, hiç bir düşünceme saygı duyulmuyordu. Olay büyüdü, babam da araya girdi ve konuyu öğrendiğinde söylediği ilk şey “Tabii ki giymeyeceksin, artık ergensin, büyüdün.” Oldu. İşte o an ilk regl olduğumda koşa koşa anneme söylediğime pişman oldum. Babamdan korktuğumdan sesimi çıkaramadım, biraz böyle devam etti. Bütün yaşıtlarım şortlarla, croplarla gezerken ben kalçamı kapatacak bir sweatshirt ve pantolon giyiyordum. Birkaç hafta sonra bu durumdan bunaldım ve anneme kısa kollu giyebilmek için yalvarmaya başladım. Aşırı fazla terleyen bir insan olduğum için kollarımda, bacaklarımda kırmızı kırmızı lekeler, yaralar oluşmaya başladı. Doktorun görüşü buydu ve vücuduma hava aldırmam gerektiğini söyledi. Ama böyle bir ailede mümkün değildi. Her neyse anneme bayağı bir yalvardıktan sonra kısa kollu giymeme izin verdi. Babamı da ikna etmiş olacak ki bundan rahatsız olsa da ilgilenmiyordu, en azında öyle görünüyor, görünmeye çalışıyordu. O kadar mutlu olmuştum ki dünyanın en mutlu insanı bendim kendimce. Ancak zamanla yine eski haline dönmeye başladı.

Annem kısa kollu giymek istediğimde üzerine hırka giymemi istiyor, karşı çıkınca da “Az söz dinle, çok üzüyorsun beni.” Gibi söylemlerde bulunmaya başladı. Elbette onu seviyordum ve üzülmesini istemiyordum, ama bu kadarı da fazlaydı. Kısa kollu giymeye devam ettim, altına sadece bol bir pantolon veya eşofman giyebiliyordum ama böyle bir ailede bu yaşta kısa kollu giymek bile olağandışı olduğundan bu pek de umrumda değildi. Ancak ara ara annem babama konuyu açıyor, babam da beni yanlarına çağırıp konuyu “Kızımızın saçları çök güzel değil mi annesi, ama örtmediği için cehennemde saçlarından asılıp yanacak.” Diyerek açıyor, böyle uzayıp giden bir muhabbete, dakikalar sonunda da giderek büyüyen bir tartışmaya dönüşüyordu ve ben her seferinde, “Banyo yapacağım, tuvalete gireceğim sonra konuşalım.” Gibi bahanelerle ortamdan sıyrılmayı başarıyorum. O sene boyunca bu tartışmalardan sayısız kez yaşandı. Babam veya annem her fırsatta konuyu açıyor, öğüt yağmuruna boğuyordu, buna devam da ediyor. Neyse. Bu süre zarfında küçük yaşıma rağmen dinden iyice soğumuştum ve soğumaya devam ediyordum. En azından insan gibi çağırıp neden kapanmak istemediğimi soruyorlar, tüm nedenleri sıralayarak hangisi olduğunu söylemem gerektiğini, ona göre yardım edeceklerini söylüyorlardı ve ben buna şükrediyordum. Her ne kadar dinden soğumuş ve haberim olmasa da artık bir Müslüman bile sayılmıyor olsam da bozuntuya vermemeye çalıştım. Ama onca neden arasından diyebildiğim tek şey “Bilmiyorum.” Oldu. Bilmiyorum. Aslında gayet iyi biliyordum. Dinden nefret ettiğimi anlamaya başladığımı biliyordum. Karışabileceği onca kötü şey varken, sırf erkekler kendilerini “Tutamadıkları” için kadınların saçlarına karışan bir tanrıya inanmak istemediğimi biliyordum, Çok iyi biliyordum. Ve ben bu kelimeyi söyledikçe onlar “Bilmiyorum diye bir şey yok, biliyorsun ama söylemiyorsun. Her fırsatta yalana başvuruyorsun. Böyle devam ederse ve sen nedenini söylemezsen seni zorlayacağız ve kapanacaksın.” Tarzı cümleler kurmaya devam ettiler. ama bilmiyorlardı ki ben onların baskısı yüzünden profesyonel bir yalancı olmuştum.

Sadece örtü konusunda baskı yapmıyorlar bu arada, her konuda. Oje sürmeme, tırnak uzatmama, arkadaşlarıma, dışarı çıkmama (Yanımda biri olmadan kapının önüne bile çıkamıyordum.), okuduğum kitaba, gittiğim okula, yazdığım yazıya, ellediğim şeye ve saymaya devam edersem yazının bitmek bilmeyen uzun ve sıkıcı bir roman halini alacağını bildiğimden sayamadığım onlarca şeye. Biliyordum beni korumak için yaptıklarını. Beni sevdiklerini ve “İyi” yetiştirmek istediklerini. Ama 11 yaşındaki bir kız çocuğu için bunlar biraz fazlaydı. Dediğim gibi benim burada anlattıklarım yaşadıklarımın 3’te 1’i bile değil. Böyle böyle baskılarla dolu iğrenç zindan hayatıma devam ederken yaz tatili geldi. 7. Sınıf oluyordum ve baskı arttıkça dine karşı nefretim artıyordu. Bu sefer tuvalete giriş-çıkış saatlerime ve kaldığım süreye dahi karışmaya başladı “babam”. Tuvalette kalma süresi 5 dk. evet sadece 5 dakika. Tuvalette kalma süremi etkileyecek herhangi bir hastalığa sahip oluşum, olabilme ihtimalim onu ilgilendirmiyordu. 5 Dakika. Ve bu güne geldik. Şaşırdınız değil mi? Evet 7. sınıfım. Normalde olsa “Daha 12, 13 yaşındasın ne derdin olabilir ki? Ergen velet.” Gibi tepkiler alacağımdan asla söyleyemediğim bir bilgi arkadaşlar bu. Aynı okula, aynı imam hatibe gitmeye devam ediyorum ve anlatamadığım çok şey var. Onları diğer mektuplara saklamak istedim.

Şimdiden bahsedeyim biraz. Baskı hala devam ediyor. Kurallarla dolu bir zindan hayatı yaşıyorum. Şimdi bile evden en fazla kaldırımın 3-5 adım ötesindeki çöp konteynerine çöp atmak için zorla çıkarılıyorum ve bunu yaparken pencereden annem ve babam tarafından takip ediliyorum. Şimdi bile tuvalette en fazla 5 dakika kalabiliyorum. Reglken bile babamın hazırladığı programa uymak zorundayım. Babamın tabiriyle “ödül-ceza” yöntemine geçtik ve eğer kurallara ve programa uymazsam tuvalet temizleme, evin tüm odalarını, merdivenlerini bile temizleme, bulaşık yıkama, okula gitmeme, yemek yememe, telefona, televizyona, tablete, kısacası tüm teknolojik aletlere bakamama gibi sayısız ceza var. Babam bunu yaparak disiplinli, dindar, lider ruhlu bir birey yetiştirdiğini düşünüyor ama aslında yalan söylemekten çekinmeyen, anksiyeteyle yaşayan, özgüvensiz, kendini ezdiren, sessiz, arkadaşı olmayan ve kendisiyle barışık olma konusunda pek aşama kat edememiş aptal ve ezik bir kız çocuğu yetiştiriyor. Denizde, havuzda tüm kızlar bikini, mayo giyerken ben haşema. Taş çatlasa kadın havuzunda mayonun altına şort giydiriyorlar. Gerçekten bıktım.

Daha önümde uzunca bir yol var biliyorum. Reşit olmama 5-6 yıl var neredeyse. Pek bir şey yapamıyorum bu sebeple ama anlatmak bir nebze olsun daha iyi hissetmeme yol açıyor. Umarım ben ve benim gibi tüm kızlar bir an önce istedikleri hayata kavuşurlar. Daha çok mektup yazacağım gibi görünüyor. O zamana kadar, hoşça kalın abilerim, ablalarım ve yaşıtım arkadaşlarım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir