Hocaya götürüp okuttular, “Hiçbir işe yaramıyor anne, ben ateistim” diyemedim.

Ben bu mektubu yazarken bile korkuyorum. Henüz 15 yaşındayım, buradaki çoğu kişiden daha gencim. Ailem bana küçüklüğümden beri din eğitimi veriyor, Kuran kurslarına gönderiyordu. Okuma yazma öğrenmeden önce Kuran okumayı öğrendim ben. Yıllarca her yaz Kuran kurslarına gönderiliyor, aklıma takılan dinle alakalı soruları sorduğumda “Din sorgulanmaz” diyerek susturuluyordum. Daha 11 yaşında başım kapatıldı ve bana asla “Kızım, istiyor musun?” diye sorulmadı. Özgürlük ne demek unuttum, görüntümü hiçbir zaman sevmedim, bütün suçu kendime yükleyip hep kendimden nefret ettim.

Ortaokulda İmam Hatip’e gittim, lisede akademik başarımdan ve bulunduğumuz ilçedeki İmam Hatip iyi bir okul olmadığından dolayı yalvararak da olsa istediğim liseye gitmeyi başardım. Tabii bunun getirileri vardı. Herhangi bir kız, bir erkekle arkadaşsa o kızla arkadaş olamazdım. Müslüman olmayan bir insanla konuşamaz, suratına bakamazdım. Sınıf arkadaşlarımı telefonuma kaydedemez, sınıf gruplarına giremezdim. Eğer girersem erkekler telefon numaramı da görürdü çünkü. Psikolojim bu baskıdan dolayı patlak vermeye de bu dönem, yani lisede başladı.

Her gün kendimi öldürmeyi düşünüyorum, bu düşüncelerden kurtaramıyorum kendimi. Her sabah sırf uyandığım için kendime nefret duyuyorum, içimdeki gerginliği bir türlü atamıyorum. Ailem de fark etti artık bu durumu, neyim olduğunu sordular. Psikolojik destek almak istediğimi söyledim, hocaya götürüp okuttular, “Hiçbir işe yaramıyor anne, ben ateistim” diyemedim. İşe yaramadığını biliyorlardı, ama uğraşmadılar başka bir çözümle. Onların tek çözümü baskı ve din çünkü, ailelerinden de böyle görmüşler. Sorgulamıyorlar, sadece uyguluyorlar. Bana da sormuyorlar.

Bir kere gittim psikiyatriste, verdiği ilacı bana zorla bıraktırttılar. “Bir derdin yok, hayatında her şey dört dörtlük olduğu için kafayı yedin. Kendi kendinin doktoru olmalısın” dedi babam bana. Bu laftan sonra oturdum, sadece ölümü bekledim aylarca, ölemedim bir türlü, kurtulamadım. Yine her sabah ağlaya ağlaya nefret ettiğim bir görüntü içinde okula gidip geliyor, ailemin bana yokmuşum gibi davranmasını sineye çekiyor, aynaya bakmaktan kaçıyordum.

Karantina sürecinde cesaretimi toplayıp söyledim babama. Yapamadığımı söyledim. Psikolojimin böyle olmasının suçlusunun kendisi olduğunu, beni birazcık seviyorsa beni bir bez parçasından daha önemli görmesi gerektiğini, bana izin vermesi gerektiğini söyledim. Bana “Ya bu evden gidersin ya da susarsın. Üniversitede ne yaparsan yap” dedi. Bu laftan sonra hiçbir şey diyemedim. Bir insan çocuğuna böyle bir şey diyebilir mi? Gerçekten düşündüm gitmeyi, ama 15 yaşında sokakta tek başıma hiçbir şey yapamazdım. Gerçekten çok yorgunum, tek amacım üniversiteyi ailemden olabildiğince uzakta okumak, kendi ayaklarımın üstünde durabilmek. Bir sonucu yok bu paragrafın, bir başı, bir gelişmesi yok. Bu kadar sadece.

(Görsel: Tin Can Forest)

Comment (1)

  1. Şuan kaç yaşındasın nerdesin napıyorsun iyimisin bilmiyorum ama kötüysende kendini iyi hissetmelisin yalnız değilsin aynılarını yaşıyorum sen bunu yazdıgında 15 yaşı daydın ve büyüdün ben şuan 16 yasindayim üniversiteye daha var ama ayakta durmaya calisiyorum lütfen iyi ol sen çok değerlisin 🥰

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir