Sanki din savaşındalar da ben düşmanmışım gibi.

Benim hikayem buradaki herkesle çok aynı.

Öncelikle annem ve babam bilgili, okumuş, gerçekten iyi insanlar ve beni sevdiklerinden hiç şüphem yok. Babam evde iş de yapar ve hiç gocunmaz, annem benim için her şeyi yapar. Ama bazen kafalardaki kalıplaşmış ve sıyrılamayan kalıplar insanların kötü bi yönü olmasına sebep oluyor. Ve ben bu yönün getirdiklerini çocukluğumdan beri çok derin hissettim.

Küçükken deneme kabinlerinde ağlardım, kendimi tutamazdım. Çünkü küçüktüm ve tunik, aşırı bol pantolonlardan başka seçenek sunulmuyordu bana. Açık olmama rağmen o şekilde giyinince; “İmana mı geldin?” gibisinden dalga geçmeler duyardım, tabii önemli olan bu kısım değil. Böyle böyle bir pantolon aldırmak için defalarca uğraştığım zamanlar oldu. Bir zamandan sonra o tuniklerin sonu gelmeyince baskı çok daha arttı, sürekli kapanmam gerektiği söylendi, kızıldı. Artık dayanamadım ve kapandım. Şu an 15 yaşındayım. Kapandığım ilk gün dahi arkadaşlarımla zorla kapatıldığım hakkında konuşmuştuk. Oysa şu an bana; “Biz seni zorladık mı, sen ne dediğinin farkında mısın?” diyorlar. Bu konular açılınca babamın bakışları kalbimi acıtıyor; sesi değişiyor, sanki ben onun kızı değilmişim gibi, sanki düşmanmışım gibi. Bir örtüye duyduğu bağlılık, kızına duyduğu bağlılıktan fazla. Sanki din savaşındalar da ben düşmanmışım gibi. Arada annemin babama dediklerini duyuyorum; “Büyüyünce düzelir, anlayacak yanlışını.” diyor. Düşüncelerimden nefret ettiğini seziyorum bazen. Bazen o da içinden geçenleri istemsizce söylüyor. O benim duygularıma asla inanmadı, beni asla dinleyip anlamaya çalışmadı. “Düzelecek” diye umdu. İşte o zamanlarda ailemi tanıyamıyorum.

Her neyse, kapanınca bu baskı psikolojik bir şiddete dönüştü. Ben büyüdükçe, düşüncelerim geliştikçe bu olay daha da büyüdü. Psikoloğa gitmem bile konuşuldu ama sorunun beni zorladıkları şey olabileceği konuşulmadı. Öyle geceler oldu ki kardeşimle benim ağlayarak yatağa girdiğimiz ve ikimiz de birlikte ağlayınca birbirimizin ağlayış sesiyle aniden gülmeye başladığımız zamanlar oldu. Ya da yapayalnız kaldığım zamanlar, hatırlamak dahi istemiyorum. Sinir krizi geçirdim belki ama tektim, sesim bile çıkmadı. Ne hâle geldiğimi düşününce güçlü olduğumu anlıyorum. Ve asla başaramayacağım. Ailemi ne kadar sevsem de onların bu yanı başka insanlar. Çok hareketli bir müzik dinlerken bile aniden ağlamaya başlıyorum ki ben eskiden zorlasam da ağlayamazdım, çok duygusal da değilim. Nasıl oluyor da içimde böyle kocaman bir fırtınayla yaşayıp duruyorum. Üzüntüm istemsiz şekilde nefrete dönüşüyor ve bazen aynaya bakınca gözlerimdeki öfkeden korkuyorum.

Bütün bunları bu kadar kısa bir yazıyla anlatamam ama hepinizin ne demek istediğimi anlayacağınızı biliyorum. Yalnız değiliz. Kendim için ağladığım zamanlar sizin için de ağladım. Bizim gibi kızlar için ağladım. Hepiniz için iyi dileklerim oldu, kendim için nasıl bir mutluluk istiyorsam sizin için de istedim. Bunu yazarken bile kendimi tutamıyorum, ağladığımın farkında bile değilim ama ağlıyorum. Belki bunun gibi onlarca yazı yazdım kendi kendime, ilk defa yalnızlıktan arınıyorum. Hepinizi seviyorum kızlarım.

(Görsel: Patrick William Adam)

Comments (3)

  1. Biz de seni çok seviyoruz. Umarım en kısa zamanda göz yaşların mutluluktan akar..

  2. Ben de seni seviyorum bebeğim. Bir gün gelecek bunu başaracaksın.

  3. mutlu olmayı hakediyorsun o güzel gözyaşların lütfen mutluluktan aksın.imkansız diye bir şey yok biliyorsun.istersek başaramayacağımız hiçbir şey yok.benle konuşmak ve dertleşmek istersen instagram hesabım apricityina.kendini kötü hissettiğin her an yazabilirsin.seni seviyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir