Ben K-Pop hayranıyım ve bu sayede feminizm, LGBTİ+ gibi şeylerle tanıştım.

Merhaba, ben 15 yaşında bir genç kızım. Ailem bugüne kadar beni hiç kısıtlamadı, sadece bazen etek boyutu gibi küçük şeylere karışıyorlardı. Her şey pandemi döneminde başladı. Pandemi başladığında 8. sınıftaydım ve sınav yılımdı. Sosyal medyayla pek aram yoktu ama sınav sonucum açıklandığında ailem bana telefon aldı ve her şey o zaman başladı. Ben K-Pop’un büyük bir hayranıyım ve bu yüzden K-Pop fan sayfalarını ve benzer şeyleri takip ediyorum. Bu sayede feminizm, LGBTİ+ gibi şeylerle de tanıştım. Bu uzun süreç boyunca sürekli bunlar hakkında araştırma yaptım çünkü bana bunların çok kötü şeyler olduğunu ve bunlar hakkında konuşmanın bile günah olduğunu öğrettiler. Sonra hem kadınlar hem de erkeklerden hoşlandığımı fark ettim, feminist bir insan olduğumu da.

Bir gün üst komşumuz LGBTİ+’liler için ‘lanetliler’ gibi şeyler söyleyerek onları kötüledi, ben de karşı çıktım. Lut kavminden bahsetti, ben de gerçekleri söyledim; eşcinsel oldukları için değil, tecavüzden helak olduklarını söyledim. Dini inancım bitmiş gibi davrandılar, zaten de bitmişti. Bu yüzden bana dini sil baştan öğretmeye başladılar. Onlar öğrettikçe ben dinden daha fazla soğudum. Erkeklerin üstün olduğu, kadınların aşağılandığı, kız çocuklarının evlenebildiği, tacizin bir suç olmadığı dini istemediğimi fark ettim. Sonra daha fazla araştırma yaptım ve deizme yakın olduğumu fark ettim. Dediğim gibi, ailem pek baskıcı değil ama bir gün annem tesbih çekmemi istediğinde çekmediğim için beni yatılı kurslara göndermekle tehdit etmişti. Kızının dine en ufak bir inancının kalmadığını bilmiyor. Bu yaşadıklarımı arkadaşıma anlattım ve o da beni destekledi. Büyük abime söylersem annem ve babamdan daha çok kızar ama diğer abime söylersem kendimi Onur Haftası kutlamalarında bulurum.

Her gün ailemden nefret ederek uyanıp dini inancım olmadığı halde sanki çok iyi bir Müslümanmış gibi davranmaktan bıktım. Artık aileme cinsel yönelimimi ve inandığım şeyi söylemek istiyorum ama cesaretimi topladığım zaman, annem ya yatılı okula gitmemi ya da dini öğrenmemi istediğini söylüyor. Uyur konuşur bir insanım ve şu an en yakın arkadaşıma aşığım. Ya gece ağzımdan kaçarsa ve annem duyarsa da başımı kapatıp beni kursa gönderirse diye çok korkuyorum. Ya saçlarımı bir daha rüzgârda hissedemezsem ya erken evlendirilirsem ya benim yüzümden arkadaşımın ve benim başıma bir şey gelirse diye çok korkuyorum ve bundan bıktım. Babam neredeyse her şeyi biliyor, annem İstanbul Sözleşmesi’ni desteklemediği halde babam destekledi ama bunları ona söylemekten de korkuyorum. 18 yaşımdan sonra ekonomik özgürlüğüm olduğunda onlara söylemek istiyorum, bu sayede benim üzerimde karar veremeyecekler ama o zamana kadar evlenmekten ve kapalı olmaktan çok korkuyorum. Şu an bunu yazarken annem karşımda oturuyor ve bana sanki cinayet işlemişim gibi bakıyor. Keşke hiç tanımadığımız insanlar ailemiz olmasa, bizim hayatımıza karar vermese. Onların sadece belli bir yaştan sonrasını biliyoruz; öncesi onların anlattıkları kadar doğru mu, bunu bilmiyoruz.

(Görsel: Pierre-Auguste Renoir)

Comment (1)

  1. Canım benim, seni o kadar iyi anlıyorum ki. İnsan belli fikirlere sahip oldukça bunu çevresiyle paylaşmak istiyor. Gördüğüm kadarıyla sen de fikirlerini ailenle paylaşmak ve karşılığında saygı görmek istiyorsun. Ama malesef bizler ailelerimizin yeni fikirlere açık olması bakımından şanslı değiliz. Eğer ailenin saygı duymayacağına dair bu kadar şüphen varsa, onlara bu fikirleri söylememelisin. Olduğundan farklı görünmenin, içindekileri insanlara söyleyememenin ne kadar zor olduğunu biliyorum. Ama bu düşünceleri söylediğinde ailenin baskılarına maruz kalmaktansa, hiçbir şey anlatmayıp baskı görmeden kendi ayaklarının üzerinde durabilmen çok önemli.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir