Başörtümü ve inandığım değerleri her türlü siyasetin üzerinde tutuyorum.

Merhabalar, ben tesettürlü bir kadınım. Tesettürü bilerek, isteyerek tercih ettim. Baba tarafından kapalı olmayı tercih eden 3 kadından birisiyim. Ortaokulu bitirdiğim yıl kapandığım zaman kimse bana “Neden kapandın?” ya da “Mutlaka kapanacaksın” demedi. Lisede Anadolu lisesi kazanmama rağmen başörtümü açmamak için İmam Hatip yazdım. Katsayının son mağdurlarından birisiyim.

Kapalı olmam üniversite sınavına girmem hariç bana pek engel olmadı. Katsayı dolayısıyla ilahiyat fakültesi okudum. Edebiyat, sosyoloji, psikoloji, felsefe, siyaset, eğitim ve sinema konusunda acayip iyiyimdir. Hiç mütevazı olamayacağım.

“Başörtüm bana engeldi” sözünü ise samimi bulmuyorum. Zira ben üniversite sınavına girerken karşımdaki kadının saçımı, peruk olmamasına rağmen, peruk diye çektiği anı yaşadım. Bilgi yarışmalarına kapalı olduğum için katılamadım. Ama bunları ben engel olarak görmedim. Basamak basamak basarak yükseldim onlara. Konserlere de gittim, gidiyorum. Tiyatrolar da izledim, izliyorum. Efes tiyatro festivalinde tek tesettürlü olduğum günü unutmuyorum mesela. Başörtümü ve inandığım değerleri her türlü siyasetin üzerinde tutuyorum. Siyasi devlet erki bana 28 Şubat’la zarar verdi zaten. Başörtümle insanları şaşırtmayı seviyorum. “Aa, sen bunu da bilir miydin, aa, tesettürlüler bunu da yapar mı?”. Ben açık olan hiç kimseye ön yargılı değilken, karşılaştığım bu tavır beni rahatsız ediyor. Bazen de yüzüme “AKP askeri bunlar” diye bağıran bir tayfayla, provokatörlükle suçlayan bir ekiple karşılaşıyorum. Onları kendi duvarlarına hapsedip geçiyorum. Kısaca bence olay dini bilinç ve o bilincin mantıkla temellenmesinde yatıyor. Karşıdaki insanların bana bakış sığlıkları umurumda olmuyor. Beni daha güçlü kılıyor. 18 yaşında, tek başıma iki ülke gezdim ben. Bekarken Türkiye’de ayak basmadık bölge bırakmadım. Babam inşaat işçisiydi (80 darbesinde üniversiteden atılmış). Zengin bir ailenin çocuğu değildim. Kısaca sadece yapmak istedim. 28 Şubat ayını şekilde devam ediyor olsaydı emin olun başörtümü açmadan kendime en alternatif yolu bulurdum. Kısaca söylemek istediğim, inandığınız şey ne? Kültürel bir simge mi, imajsal bir malzeme mi? Siyasi bir güç unsuru mu, yoksa inancınızın bir parçası mı? Eğer inandığınız değer içselleşmişse bence sorun yok demektir.

Zorlanmadığımız, kimseyi neye inanacağına zorlamadığımız, her türlü zorbalığa karşı tek yürek olduğumuz, umutsuzluğa düşmediğimiz, önyargısız süper günler dilerim.

(Görsel: Charles Clos Olsommer)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.