Babam açılmayayım diye ağlarken fotoğrafını bile gönderdi.

Merhaba. 18 yaşında istediği bölümü istediği üniversitede okuyan bir kızım. Bu platformu keşfetmemin üzerinden uzun zaman geçmedi ama keşfettiğimden beri düzenli olarak mektuplarınızı okuyorum. Her bir mektupta kendimden bir şeyler görmek beni çok üzse de en azından yalnız olmadığımı hissettim.

Çoğunuz gibi regl olunca kendi isteğimle kapandım. Bilinçsizdim ama hevesliydim. Artık o hevesi kendimde bulamıyorum. 1 yıldır aklımda bu düşünce var ve her sabah başımı yaparken keşke açık olsaydım, diyorum. Özgüvensizim. Erkek arkadaşım var; beni çok seviyor, iltifatlar ediyor ama ben kendimi böyle beğenemediğim için onun her güzel sözüyle özgüvensizliğim daha da ortaya çıkıyor. Psikolojik danışmanlık alıyorum. Danışmanıma açılma kararımdan bahsederken ağladım. Beni bu kadar etkileyen bir düşünce olduğunu o zamana kadar ben de bilmiyordum.

Geçen hafta anneme bu kararımdan bahsettim. Kararımı desteklemedi ama bağırıp çağırmadı da… Sanırım beni daha fazla soğutmamak için böyle yaptı. Odama dinle ilgili romanlar getirdi. Okursam bu düşüncelerimin gideceğini düşünüyor. 2 gün sonra da babamla konuştum. İlk başta şaka yaptığımı sandı. Sonra da geçici heves olduğunu düşündü. Birkaç gün beni ikna etmeye çalıştılar. Sonrasında da tahmin ettiğiniz gibi psikolojik baskı… Babam açılmayayım diye ağlarken fotoğraf bile gönderdi. O daha fazla üzülmesin diye namaz kılmaya başladım, zaten inancımla ilgili herhangi bir soğuma yaşamamıştım. Ben namaz kıldıkça babam vazgeçtiğimi düşünmüş hatta bana hediye için bilgisayar bile bakmaya başlamış. Bu akşam gidip kararımın değişmediğini söyledim. Üstümde ‘Bizi silersin’ gibi bir baskı kuracak cümleler söylediler. Bana olan sevgilerinin başımdakinden ibaret olduğunu düşünüyorum.

Normalde yarın okula giderken açık gidecektim. Annemlere de yarın açık gideceğimi söyledim. Babam kapıyı çarpıp evden çıktı. Sanırım hayatımdaki en büyük tartışmaydı. Annem, “Babanı mı öldürmek istiyorsun? Akşamdan beri kaç tane sigara içti” tarzı cümleler kurup durdu. En son odama geldi, “Dediğim kitapları oku, sana 15 gün süre, eğer kitapları okuduğunda düşüncen değişmezse kabulleneceğim” dedi. Kabul ettim. En azından ailemi karşıma almamış olacağım. Zaten açılma fikrimi 1 yıldır erteliyordum, 15 gün daha erteleyebilirim. Fikrimin kitaplar ile değişmeyeceğini biliyorum. O açılma hevesiyle kitaplardan birini hemen okudum. İçimde hiçbir his oluşmadı. Cidden kafamda bitirmişim. Birazdan da erkek arkadaşıma açılma fikrimden bahsedeceğim. Umarım bu 15 gün hemen geçer ve ailem kabullenir.

Kızlarım, sizin buraya yazdığınız ‘Başardım!’ mektupları bana çok fazla umut oldu. Hepinize çok teşekkür ederim. Umarım 15 gün sonra ben de buraya başardığımı yazabilirim.

(Görsel: Ernst Ludwig Kirchner)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.