Benim için evlilik o evden kurtuluştu.

Merhabalar. 5 yıl önce bana “27 yaşında açık olacaksın” deselerdi sanırım buna gülerdim, o kadar imkansızdı…

7. sınıfın yaz tatilinde Kur’an eğitimi veren bir ev kursuna göndermişlerdi beni. Kurs bitince babamdan hediye olarak telefon istemiştim ama o bana “Ancak başını örtersen alırım” demişti. Telefonu çok istememe rağmen kabul etmemiştim. Hiç unutmam, bir keresinde sömestr tatiliydi ve babam kapanmam için bana şiddet uygulamıştı. Tatil bitene kadar örtünmek zorunda kalmıştım.

8. sınıftaydım ve 23 Nisan için kot bir elbise almıştım. Arkadaşlarımın içinde en kötü giyinen, daha doğrusu ‘giydirilen’ bendim. Babam elbiseyi görünce bana çok kızmıştı. “Eğer bunu giydiğini görürsem seni döverim” demişti. Belki giysem göremeyecekti ama o kadar korktum ki giymeye cesaret edemedim. Son çocuk bayramım da mutsuz bitmişti.

8. sınıf bitti, beni liseye göndermek istemediler. Zaten derslerim de kötüydü, ben de kabul etmiştim gitmemeyi. Sonra annem beni yatılı Kur’an kursuna gitmem için ikna etmeye başladı. “Eğer kursa gidersen baban sana her istediğini alır, telefon bile alır” demişti. Biraz kilolu bir kızdım. “Oraya gidince zayıflarsın da” demişti. Böyle söyleyince çok cazip gelmişti, evde durmaktansa kursta kalmak benim için daha iyiydi. Mecburiyetten midir, bilmiyorum ama içime kapanma hevesi doğdu. Kursa gideceğim gün kapanmıştım. Annemin söylediği gibi oldu her şey. Telefon aldılar. Her istediğim yapıldı. Sanki bir saygınlık kazanmıştım. Bu çok hoşuma gitmişti ve artık örtünmekten keyif alıyordum.

Gittiğim kurs cemaat kursuydu. Aşırı sıkıydı, evdeki baskılar orada da vardı hatta daha fazlaydı. Ama arkadaş çevrem olunca katlanması biraz daha kolay oluyordu. 4 yıl boyunca zoraki olarak gittim. Ama bu sürede yaşadığım zorluklar burada anlatmakla bitmez sanırım… Cemaat yurtları tam bir psikolojik işkence yuvası… 20 yaşıma gelince evlendim. Flört etmeye başladığımızda 16 yaşındaydım. Evlenmek ne kadar doğru bir karardı, bu tartışılır; tabii üstelik benden 9 yaş büyüktü… Ailem onunla evlenmemi istememişti ama benim için evlilik o evden kurtuluştu. Üstelik babam gibi baskıcı ve kıskanç biri değildi. Evlilik benim için başka bir işkence hayatı oldu. Yeri geldi, şiddet uyguladı. Yeri geldi, sevgi gösterisi yaptı. Ama ben hep kendimi ona bağımlı hissettim. Bunda ailemin de etkisi olduğunu düşünüyorum. Çünkü onlara göre kavgalarımızda hatalı olan bendim. Evime bakmıyordum, temizliği ya da yemeği hep aksatıyordum; o yüzden sorunlu bendim. Çocuktum, evliliğin büyük bir sorumluluk olduğunu idrak edememiştim. Benim karşı taraftan istediğim şey sevgi ve ilgiydi, o da bu konuda yetersizdi ama kimse bunu sorun olarak görmüyordu. Ekonomik özgürlüğüm yoktu, özgüvenim de yoktu; ya baba eline bakacaktım ya da koca eline. Kocam babama göre biraz daha iyiydi, o yüzden hiçbir zaman aile evine dönemedim. Gitsem bile babamın baskılarından dolayı 3 gün sonra dönüyordum.

Evlilik hayatımı yoluna koymak için çok mücadele ettim. Kendimi geliştirmeye, onların istediği gibi biri olmaya çalıştım ve oldum da; ama kavgalar hiçbir zaman bitmedi.

2 yıl önce Yalnız Yürümeyeceksin’le tanıştım. Benzer hikayelerimiz olan birçok arkadaşım oldu. Onların hikayesi bana ilham verdi. Cesaretimi topladım ve yavaş yavaş açılma eylemini başlattım. Önce şalımı arkadan doladım. Daha sonra yakın yerlere açık gitmeye başladım. Dışarı açık çıkmanın tadını alınca bir daha bırakamıyorsunuz… Sonra tamamen açıldım. Eşim bu konuda katıydı, “Boşanmadan -boşanmaya karar verdik- açılamazsın” diyordu ama onu dinleyen kim… Başta babam çok tepki gösterdi, kızdı, küfretti. Belki yanında olsam dövebilirdi de ama ben söylediklerine hiç aldırış etmedim. Babam sadece kapanma konusunda değil, kocama karşı da arkamda durmadı; hep onun tarafında oldular. Bu yüzden onlara çok kırgınım. Babam ben açıldım diye çok yıkılmış, annem öyle dedi. Hiç umursamadım çünkü beni bu hale getiren onlar oldu. Tabii zamanla alıştılar. Babam da eskisi gibi olmaya başladı.

Başta çok korkuyordum; herkes açılır ama ben açılamam, babam herkesin içinde döver, rezil eder, hayatı bana dar eder hatta öldürür diyordum. Ama benim onlara muhtaç olmadığımı biliyorlardı ve bunun çok büyük bir etkisi olduğunu düşünüyorum. Şu anki amacım bir iş bulup çalışmak, daha sonra da kocamdan boşanıp 2 çocuğumla mutlu bir hayat yaşamak…

Umarım hikayem sizlere de umut olur. Kadın dayanışmasının verdiği güç bir mucize…

(Görsel: Arthur Boyd)

Comment (1)

  1. Tebrikler, kadınların kendi ayakları üzerinde durması, çalışması önemli.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.